KUR’AN NASIL OKUNUR?
Karanlıklardan aydınlığa çıkalım, (Hadid 9), En doğru yolu bulalım (İsra 9) diye biz kullarına Kitabullah'ı gönderen Rabbimiz, kendi Kitabını nasıl okumamız gerektiğini de bizzat yine kendisi anlatır.
"Kur'an'ı öğreten, yani öğretmeni Allah'tır" da ondan. [Allemel Kur’an: Kur’an'ı öğretti - Rahman 2]
Kur'an'ın Muallimi de Müfessiri de SADECE ALLAH'TIR çünkü. [Sümme inne aleyna beyaneh: Onu (Kur'an'ı) açıklamak bize aittir: Kıyamet 19]
Ya Resulullah mı?
— O'na selam olsun (Saffat 181). Adı üzerinde o sadece Rahman'ın Kulu ve Elçi'si/Mübeyyini'dir.
[Yani onun "açıklama/beyan" görevi; kendi hevasından/kafasından hüküm uydurmak değil, Nahl 44’te vurgulandığı üzere, Allah’ın indirdiği Kitap'ı insanlara yine O'nun bildirdiği ölçüde aktarmaktan/ilan etmekten ibarettir. Unutma sakın: "O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez." (Kehf 26)
"KUR’AN’I KİM AÇIKLAR, ALLAH MI ELÇİSİ Mİ? (NAHL 44)" başlıklı müstakil bir paylaşımım var, detayını oradan okuyabilirsiniz.]
Konuya girmeden önemli bir hatırlatma yapayım:
Kur’an+Sünnet" yani "Allah+Muhammed" diyerek TESNİYELİ DİN mucidi "Şeriatçı Müşrikler" içinden ehl-i hamâkat olanları,
— "Kitabullah'ın Muallimi de Müfessiri de SADECE ALLAH'TIR" dediğim zaman:
— "Ee, sen niye konuşuyon madem? Oh be! Peygamberimize konuşmak yasak, bunlara serbest?!" derler...
Sadece ehl-i hamâkat olanlarına sesleniyorum:
"Ben sadece Kıyamet 16—19 ile Taha 114'deki talimata uyuyorum; Resulullah da oradaki talimata uyardı/uymak zorundaydı."
[Ayetlere kendin bak!]
Şimdi ana konumuza gelelim...
Kur’an okumanın kuralları nedir? Yaratan bizden ne ister?
CEVAP:
Kur’an okumaya başlamadan önce Allah’a sığınılmalıdır.
[Siz bunu "Euzü Besmele" olarak da düşünebilirsiniz.]
<فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ>
"Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın."
(Nahl 16/98)
Acele edilmeden yavaş yavaş okunmalıdır.
<وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلاً>
"Kur'an'ı ağır ağır / tane tane oku."
(Müzzemmil 73/4)
Ayetlerini anlayarak ve anlamı üzerinde düşünerek, ayetler arasındaki örgüyü/bağlantıları göz ardı etmeden, acele "hüküm" vermeden okunmalıdır.
<لَا تُحَرِّكْ بِهٖ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهٖؕ.. اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ... فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ...ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُؕ>
Onu zihnine bir an önce kaydetmek için, okumada acele etme. Onu zihninde toplayıp okumanı sağlama işi bize aittir. O halde onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. Sonra onu açıklamak da bize aittir."
(Kıyamet 75/16-19 Ayrıca Bkz Taha 114, Nisa 82)
<كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِِيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُولُوا الأَلْبَابِ>
"Sana bu mübârek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik."
(Sad 38/29)
“Bu, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır.”
(Muhammed 47/24)
Bir başkası okuyorsa O’nu sessizce, sükûnetle dinlemek gerekir:
<وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُواْ لَهُ وَأَنصِتُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ>
"Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin."
(Araf 7/204)
Yanında Kur’an okunurken O’na ilgisiz kalmak, O’nu duymamazlıktan gelmek, gürültü patırtı yapmak bir müslümanın yapacağı davranış şekli olamaz:
<وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لا تَسْمَعُوا لِهَذَا الْقُرْآنِ وَالْغَوْا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ>
"İnkâr edenler: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın; umulur ki bastırırsınız, dediler."
(Fussilet 41/26)
Kur'an'da Kur'an okumanın şartları işte bunlardır.
[Umarım Kur'an okuma emriyle ilgili unuttuğum bir başka ayet yoktur. Şayet varsa hatırlatanlara şimdiden şükranlarımı arz ederim.]
Bu şartların dışında, elbette her halukarda "temiz olmak" da Kitabullah'ın buyrukları arasındadır:
"Şüphesiz Allah çok tevbe edenleri de, çok temizlenenleri de sever."
(Bakara 2/222)
Buradaki temizlikten kastım "namaz abdesti" değil,
"gusül abdesti"ni gerektirecek bir hal üzere olma halidir.
Yani abdestli olma şartı yok mu?
CEVAP:
Abdest ve gusül emri (Nisâ 43, Mâide 6) namaz içindir. Vâkıa Suresi 77-79'da geçen "O’na ancak tertemiz olanlar dokunabilir" ayeti Levh-i Mahfuz ve melekler bağlamındadır; fiziki namaz abdesti ile zerre miktarı ilgisi yoktur.
Ha birisi çıkar da:
"Ben Kur'an okuyacağım zaman abdestli halde kendimi daha huzurlu hissediyorum"
diyorsa,
benim ona ne itirazım olmaz. Elbet çok da hoş olur.
Yeter ki bunu dini bir kural olarak başkalarına dayatmasın. Çünkü kimsenin böyle bir yetkisi yoktur.
Peki cünüplük durumunda Kur'an okunur mu?
CEVAP:
— Bakara 222'yi işte bu nedenle hatırlattım ya!
Açık konuşmayı severim. Cünüp halde Kur'an okumayı engelleyen ilk 5 maddede olduğu gibi net bir ayeti ben Kur'an'da göremedim.
[Hadis rivayetleri din değildir; din, Kur'an'dır.]
Nitekim selef—halef farketmez; alim-ulema, müfessir-fakih kabul edilenler de görememişler ki işi "fetva" yoluyla çözmeye çalışmışlar.
[Fetva, kişisel kanaattir, içinde zan vardır; fetva sahibini ve bu görüşe itibar edenleri bağlar.]
"Okunur, hiçbir mahsuru yok" diyenler var, ki bunlar azınlıktır.
[Zâhirîye Mezhebi gibi.]
"Hayır, asla okunmaz" diyenler var. [Sünni-Selefi-Şii çoğunluk.]
"Ezber okunabilir, mushafı açarak/dokunarak olmaz" diyenler var.
[Farklı farklı mezheplerden ilim ehli kimseler.]
Cünüplük hali fetvalarını size özetledim. Kendim alim değilim ki sizlere "okunur" ya da "okunmaz" diye fetva vereyim. Ama kişisel kanaatimi elbette sizinle paylaşırım:
Bakara 222 sırf kadınları değil, erkekleri de ilgilendirir. Müslüman daima temiz olur kardeşim. En kısa zamanda banyonun yolunu tutar. Bu nedenle ben cünüp halde Kur'an okumam. Zorunlu değilse ezberimde olan ayetleri bile okumam...
Rabbim cümlemize
— Kitabına sımsıkı sarılmayı,
— Anlamayı,
ve
— Anladıklarını hayata aktarmayı nasip etsin...
Kaynak Mustafa TULUKCU hoca