Şehzade Ahmed Nureddin Efendi (1878-1945)
Sultan II. Abdülhamid’in Wikipedia ikiz oğullarından biri olarak 1901 yılında İstanbul Yıldız Sarayı'nda doğdu. İyi bir askeri eğitim alarak Osmanlı ordusunda süvari üsteğmeni olarak görev yaptı. Sultan Hamid’in 1909’da tahttan indirilmesi üzerine bütün aile Yıldız Sarayı’ndan çıkarıldı. Çoğunun gidecek yeri ve evi bile yoktu. Ahmed Efendi, ağabeyi Selim Efendi ile beraber evvela ablası Zekiye Sultan’ın evine ilticâ etti. Sonra bir müddet Yıldız’da kendisine tahsis edilen konağında yaşadı.
Osmanlı Devleti’nin hukuki olarak sona erdirilmesine sebeb olan 1 Kasım 1922’de kabul edilen bir kanunla halifelik ve saltanat birbirinden ayrıldı. Atatürk ilke ve inkılaplarının en önemlilerinden biri geçekleştirilerek, Osmanlı torunlarının savunmasız bırakılarak sürgün edilmesinin de önü açıldı. Saltanatın kaldırılması kanunu ile Osmanlı Hanedanına mensup kişiler vatandaşlıktan çıkarıldı. Hanedan üyelerinin haklarında yurt dışına sürgün kararı verildi. Ülkeyi terk etmeleri için erkeklere 3 gün, kadın ve çocuklara 10 gün süre verildi. sürgün edildiğinde Şehzâde Ahmed Nuri Efendi, 46 yaşında bir miralay (albay) idi.
Osmanlı hanedanı, 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 431 sayılı kanunla Türkiye dışına sürgün edilmiş, ağırlıklı olarak Fransa, İsviçre, İtalya, İngiltere, Mısır (Beyrut/Kahire) ve Orta Doğu'daki çeşitli ülkelere dağılmışlardır. 1924 yılında Osmanlı hanedanının sürgün edilmesiyle birlikte 23 yaşında Türkiye'den ayrılmak zorunda kaldı. Ahmed Efendi ve hanımı Fahriye, ailenin çoğunun yaşadığı Nice’e geldiler. Fahriye Hanım, 1940 senesinde burada vefat etti. Şehzâde, vefakâr ve çilekeş zevcesinin cenazesini Şam’da Süleymaniye Câmii hazîresindeki aile kabristanına defnettirmeye muvaffak oldu.
Ahmed Efendi Sürgün hayatını Fransa'da, büyük bir maddi imkansızlık ve sefalet içinde geçirdi. Saraydaki müzik eğitimi sayesinde Paris'teki kafe ve sinemalarda piyano ile davul çalarak geçimini sağlamaya çalıştı. Elindeki avucundaki biten Şehzâde, seyyar satıcılık yaparak geçinmeye çalıştı. Resme ve mimarlığa olduğu kadar, kimyaya da vâkıftı. Nice’te evinde veya kaldığı otel odasında imal ettiği sabun gibi tuvalet malzemelerini satarak bir müddet daha geçimini sağladı. İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği zorlu şartlar nedeniyle işini de kaybedince durumu daha da ağırlaştı.
1944 senesi Ağustos ayında Fransız Rivyera’sındaki Digne şehrinde bir parkta açlık ve hastalıktan vefat etmiş bulundu. Bir kimsesizler mezarlığına defnedildi. 20 sene süren sürgün hayatını 66 yaşında tamamlamıştı.
Şehzade'nin mezarı, Fransa'nın başkenti Paris'in yakın banliyölerinden Faslılar için ayrılan Bobigny'deki Müslüman Mezarlığı'ndadır..
Zamanla tahrip olan kabri, Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği ve TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı) iş birliğiyle yenilenmiş ve restore edilmiştir.
Şehzade Ahmed Nureddin,parkta ölü bulunduğunda, üzerinde bulunan pusulada şöyle yazıyordu:
“Ben Abdülhamid Han oğlu Şehzade Ahmed Nureddin... Ben ölürsem, kimseyi suçlamayın; zira açlıktan ölüyorum. Beni bir Müslüman olarak defnedersiniz. Cebimdeki para (1800 Frank) ile tabutumu alıp cenazemi kaldırınız.”
Sultan Abdülhamid'in evlatlarına, bu milletten intikam almak için sahip çıkılmadı.?
1) Parasızlıktan ve açlıktan ölen Ahmet Nureddin Efendi..
2) Aidat ödenmedi diye kabri kaldırılan, kemikleri de kimsesizler mezarlığındaki mazgala atılan Şehzade Orhan Efendi..
3) Ev sahibinin acıyarak kira almadığı köhne bir pansiyon odasında vefat eden Zekiye Sultan..
4)Arnavutluk’ta bir Nazi toplama kampında tifodan ölen Naime Sultan..
Sultan Abdülhamid’in sefalet içinde sürgün hayatı yaşayan ve sahip çıkılmadığı için mezarları dahi olmayan evlatları bizim ecdadımızdır..
Ecdadımız; sürgün, vatansızlık, yokluk, fakirlik, sahipsizlik ve bakımsızlık içinde bu dünyadan göçüp gittiler..
Geriye ahı kaldı..!
Osmanlı Hanedanı mensupları, 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 431 sayılı kanunla Türkiye dışına sürgün edilmiş, ağırlıklı olarak Fransa, İsviçre, İtalya, İngiltere, Mısır (Beyrut/Kahire) ve Orta Doğu'daki çeşitli ülkelere dağılmışlardır. Türk vatandaşlığından çıkarılan aile üyelerine kişi başı sadece 1000 İngiliz lirası ve tek yönlü bir pasaport verilmiştir. Yurt dışındaki paralarına el konulduğu ve diplomatik baskılar nedeniyle mülklerini alamadıkları için, hanedan üyeleri çok ağır maddi ve manevi dramlar yaşamışlardır.
Hanedan üyelerinin büyük bir kısmı, İstanbul Sirkeci Garı'ndan kalkan Simplon Ekspresi ile İsviçre başta olmak üzere Avrupa'ya yönlendirilmiştir. [1]
Gittikleri Başlıca Ülkeler:
Fransa: Abdülmecid Efendi ve birçok aile üyesi Paris ve Nice gibi şehirlere yerleşmiştir.
İsviçre: Birçok şehzade ve sultan ilk etapta İsviçre'ye gitmiştir.
İtalya: Son Padişah Sultan Vahdettin İtalya'ya (Sanremo) yerleşmiştir.
Mısır ve Orta Doğu: Bazı hanedan üyeleri Mısır Prensleri ve Hindistan/Haydarabad saray çevreleriyle olan akrabalıklar sayesinde Mısır (Kahire) ve Lübnan (Beyrut) gibi bölgelere gitmiştir.
Maddi Geçim Zorlukları
Kıymetli Eşyaların Satılması: İlk aylarda yanlarında götürebildikleri mücevher, kürk ve halı gibi şahsi eşyaları değerinin çok altında satarak hayatta kalmaya çalışmışlardır. [1]
Ağır İşlerde Çalışma: Sarayda el bebek gül bebek büyüyen şehzadeler ve sultanlar, Avrupa'da geçinebilmek için taksi şoförlüğü, mezarlık bekçiliği, otel hamallığı, kahvehanelerde müzisyenlik ve el işi satıcılığı yapmak zorunda kalmışlardır. [1]
Yabancı Hükümetlerin Engelleri: Ankara hükümeti ve İngiltere gibi devletlerin diplomatik baskıları nedeniyle, hanedan üyelerinin iş bulması, miras talep etmesi ya da finansal yardım alması uzun süre engellenmiştir. [1]
Evlilik Yoluyla Kurtuluş: Ekonomik çöküşten kurtulabilen az sayıdaki üye, Hindistan’daki Haydarabad Nizamlığı veya Mısır kraliyet ailesi gibi zengin Müslüman soylularla evlilik yapanlar olmuştur. [1]
Trajik Yaşam Öyküleri ve Ölümler
Şehzade Ahmed Nuri Efendi: Sultan II. Abdülhamid’in oğlu olan şehzade, Fransa'da tam anlamıyla bir sefalet içinde yaşamıştır. Nice şehrinde bir park bankında açlıktan ölmüş, cebinden sadece mektuplar çıkmıştır. [1]
Şehzade Abdurrahim Efendi: Yine II. Abdülhamid’in oğlu olan Abdurrahim Efendi, Paris’te kaldığı otel odasında yaşadığı ağır ekonomik buhran ve borçlar nedeniyle intihar ederek yaşamına son vermiştir. [1]
Fehime Sultan: V. Murad’ın kızı olan Fehime Sultan, Fransa'da yokluk içinde vereme yakalanmış ve tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetmiştir. [1]
Son Halife Abdülmecid Efendi: Paris’te nispeten daha saygın bir hayat sürse de vefat ettiğinde naaşı uzun süre cami mahzeninde bekletilmiş, Türkiye kabul etmediği için nihayetinde Medine’ye defnedilmiştir.
Hanedanın kadın üyeleri 28 yıl, erkek üyeleri ise ancak 50 yıl sonra Türkiye'ye dönebilmiştir. Döndüklerinde ise geride bıraktıkları ihtişamlı hayattan eser kalmamış, birçoğu hayatının geri kalanını da sessiz ve mütevazı koşullarda tamamlamıştır.
Dönüş Süreci: Hanedan kadınlarının (sultanlar) Türkiye'ye dönüşüne 1952 yılında, erkeklerin (şehzadeler) dönüşüne ise ancak 1974 yılında genel af ile izin verilmiştir.