36. Yasin 76. Ayet - Hüzün
فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ﴿٧٦﴾
Diyanet İşleri Meali : (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. (Yasin 36:76)
*Öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden Übey b. Halef çürümüş bir kemik alıp elinde ufaladıktan sonra Resûlullah’a dönerek: «Allah’ın, bu çürümüş kemikleri tekrar dirilteceğine mi inanıyorsun?» dedi. Rasûlullah (s.a.), «Evet, seni diriltecek ve cehenneme sokacak» diye cevap verdi. Bunun üzerine 77 ve 78. âyetler nâzil oldu. (Diyanet Vakfı Tefsiri)
Onların sözlerinin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onların yalanladığı sen değilsin. Bu zalimlerin inkâr ettiği, aslında Allah’ın mesajlarıdır. (Enam 6:33)
*Müşrikler 40 yaşına kadar içlerinde yaşayıp her halini bildikleri Peygamberimize hep “el-Emîn” (pek dürüst ve güvenli) derlerdi. Elçiliğini açıklayınca onu yalanlamaları, Allah’ın bildirdiklerini kabul etmediklerini gösteriyordu. Nitekim Ebû Cehil Hz. Peygambere şöyle demişti: “Doğrusu, biz senin yalancı olduğunu söyleyemeyiz, ama senin getirdiğini yalanlıyoruz.”
*Ebû Cehil’in, Resûl-i Ekrem (asm)’a: “Yâ Muhammed! Biz seni yalanlamayız. Hem senin doğru olduğunu da biliriz. Ancak, bize getirdiğin âyetlere inanmıyoruz” demesi üzerine, Peygamber Efendimiz(asm)’ı tesellî için, bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (Beyzâvî, c. 1, 299)
Onların sözleri seni üzmesin; şeref bütünüyle Allah'a aittir. Allah işitendir; bilendir. (Yunus 10:65)
(Ey Peygamber!) Onlar inanmıyorlar diye neredeyse kendini üzüntüden helak edeceksin! (Şuara 26:3)
Şimdi onlar bu söze (Kur’an’a) inanmıyorlar diye üzülerek kendini helâk mi edeceksin? (Kehf 18:6)
Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. (Hicr 15:97)
Onların yüzünden tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden canını sıkma! (Neml 27:70)
Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma! (Nahl 16:127)
İnkâr edenin inkârı seni üzmesin. Onların dönüşü bizedir. O zaman yaptıklarını kendilerine haber veririz. Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı bilir. (Lokman 31:23)
Yaptığı kötü işleri kendisine yakıştıran ve onu güzel gören kimseye ne demeli? Allah, Hak edeni saptırır, hak edeni de doğru yola iletir. Dolayısıyla onlar için üzülüp kendini harap etme. Allah, onların yapmakta olduklarını en iyi bilendir. (Fatır 35:8)
Hazene (ح ز ن ) : kederli / hüzünlü/ mutsuz / mahzun olmak; derde girmek, matem, mahzun etmek, bir şeye üzülmek, kederlenmek, tasalanmak, endişe, gam, efkar, tasa, acı, can acısı, hüzün, üzüntü, keder, tasa.
Hüzün : “istenmeyen bir durumun başa gelmesinden veya geçmişteki bir kayıptan duyulan keder, üzüntü” şeklinde tanımlanır ve sürûr ve ferah kelimelerinin karşıtı olarak gösterilir. Râgıb el-İsfahânî "hüznü" “kederden hâsıl olan iç sıkıntısı” şeklinde tanımladıktan sonra bu sıkıntının iradî olmadığını, bu sebeple Kur’an’da geçen “üzülme” veya “üzülmeyiniz” gibi ifadelerin gerçekte hüzünlenmeyi değil bu duyguya götüren davranışlardan sakınmayı öğütlediğini belirtir.
Türkçe’ye girmiş türevler: hüzün, hazin, mahzun
Kur'an'da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 42 kez geçiyor.