وَاَصْحَابُ الْيَم۪ينِ مَٓا اَصْحَابُ الْيَم۪ينِۜ * ف۪ي سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ * وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ * وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ * وَمَٓاءٍ مَسْكُوبٍۙ * وَفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍۙ * لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍۙ * وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍۜ *
اِنَّٓا اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ * فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًاۙ * عُرُبًا اَتْرَابًاۙ * لِاَصْحَابِ الْيَم۪ينِۜ۟ * ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ * وَثُلَّةٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ *
Vâkı’a Suresi 27-40 (Diyanet İşleri Meali (Yeni))
27. Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!
28,29,30,31,32,33,34. (Onlar), dikensiz sidir ağaçları[523] ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
** “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır. Kur’an, cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır.
35. Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık.
36. 37. 38. Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
39 . 40. Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.
Vâkı’a Suresi 34- 35 - Suat Yıldırım Meali
34, 35. Onlara, pek değerli eşler de verdik. Biz o eşleri, yepyeni bir yaratılışla yaratıp, sûret ve sîretlerini son derece güzelleştirdik.
Suat Yıldırım - Vâkı’a Suresi 34. Ayet Açıklaması
Yepyeni yaratılışa mazhar olanlar, bir hadis-i şerife göre, dünyada kocakarı olarak vefat etmiş olan eşlerdir.
Yaşlı bir kadın Peygamber Efendimize: “Ya Resulallah, beni cennete yerleştirmesi için Allah’a dua eder misin?” dedi. O: “İhtiyarlar cennete giremez!” buyurunca kadın ağlayarak huzurundan ayrıldı. Az sonra Efendimiz: “Ona söyleyin ki cennete, bu yaşlı haliyle giremez. Zira Allah Teâlâ: “Biz, o eşleri yepyeni bir yaratılışla yarattık (...) “buyurur.”
Vâkı’a Suresi 34- 35 - Muhammed Esed Meali
34, 35. Ve yüceltilmiş eşler[i onlarla olacak], çünkü, Biz onları yenilenmiş bir hayatta tekrar var etmiş olacağız
Muhammed Esed - Vâkı’a Suresi 34. Ayet Açıklaması
Yahut: “[onlar] yükseltilmiş sedirler [üzerinde uzanacaklar].” Benim tercih ettiğim çeviri, en önde gelen bazı müfessirlerin kabul ettikleri çeviridir (mesela Beğavî, Zemahşerî, Râzî, Beydâvî vb.). Bunun iki gerekçesi vardır: birincisi, Klasik Arapça’da firâş terimi (lafzen “yatak” veya “sedir”) çoğunlukla mecazî olarak “kadın”ı veya “koca”yı anlatmak için kullanılır (Râğıb; ayrıca Kâmûs, Tâcu’l-‘Arûs, vb.); ikincisi, hemen arkasından gelen ayette Allah “onları (hunne) yenilenmiş bir hayatta tekrar var edeceği” ifadesinde bulunmaktadır. (Bu yorum çerçevesinde Zemahşerî, cennetin sakinlerinden “... onlar ve eşleri mutluluk içinde sedirlere uzanacaklar” şeklinde söz eden 36:56. ayeti de zikreder.) Şüphe yok ki “yüceltilmiş eşler” -yani nimeti hak edenlerin seviyesine yükseltilmiş olan eşler- yukarıdaki 22. ayette ve aynı zamanda 44:54, 52:20 ve 55:72’de zikredilen hûr ile özdeştir.
Vâkı’a Suresi 35. Ayet (İhsan Aktaş Meali)
35. Şüphesiz biz, onları (o cennetlerde bulunan her tür meyve ve nimetleri, kirazı, muzu, gölgeleri, fışkıran suyu, kabartılmış döşekleri, kanepeler ve koltukları) bir yaratışla inşa etmiş (olacağ)ız.
Vâkı’a Suresi 35. Ayet (Mehmet Okuyan Meali)
34,35,36,37. (Uyumlu), yepyeni olarak şekillendirdiğimiz ve tamamen yeni bir yaratılışla oluşturduğumuz kabartılmış döşeklerde [*] (onlara ödüller verilecektir).
Mehmet Okuyan Vâkı’a Suresi 35. Ayet Açıklaması
Ayetteki [hünne] zamiri öncesindeki [furuş] kelimesine gitmektedir. Esasında bu zamir 27. ayetten itibaren başlayan pasajda “sağın halkına verilecek ödüllere de gidebilir. Sanıldığı gibi bu zamir her zaman hakiki [müennes] denen kadınlarla ilgili kullanılmamakta, dolayısıyla konunun dişi kabul edilen hurilerle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Çünkü bu çoğul zamir farklı varlıkların çoğul kullanımları için de söz konusu edilmektedir. Genelde konu hurilerle ilgili görülse de bizim kanaatimiz bunun “döşeklerle” ilgili olduğu yönündedir.