Salat Kelimesinin Kurandaki Anlamları
Arapça’da salat kelimesinin asıl anlamı “bağ kurmak”, yan anlamlar ise cümleye göre “yardım etmek, destek olmak, meyletmek, alaka kurmak, sahiplenmek, ilgilenmek ” anlamlarına gelir.
Araplarda önde giden atı izleyen arkadaki ata “sallâ” ve “musallî” denmekte idi. Bu yönüyle arkadaki atın öndeki ata bağlı olduğu, bağ kurduğu ifade edilirdi. (Bkz: Fîruzâbâdî, el-Kamûsu’l-muhît, c. I, s. 1681; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. XIV, s. 465.)
Daha çok namaz diye anlam verilen salat (صلَاة) kelimesinin kökü “bir şeyin arkasında olma” anlamındaki “salâ (صلا)”dır. ٍBir şeyin arkasında olmak, ona sırt çevirmemektir.
* Șu ayetler, Allah’ın verdiği görevleri yerine getirmeyenlerle ilgili olarak bu anlamdadır:
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّى . وَلَكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى
(O, canını böyle verir) çünkü doğruları kabul etmedi ve salatı yapmadı,
ama yalana sarıldı ve yüz çevirdi.[2] (Kıyamet 75/31-32)
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
“Allah ve melekleri bu Nebiye salat ederler / onun arkasında olurlar. Ey inanıp güvenmiş kimseler! Siz de ona salat edin / arkasında olun, ona tam bir esenlik ve güvenlik dileyin.” (Ahzab 33/56)
هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا.
“Allah ve melekleri size salat eder / arkanızda olur. Allah bunu, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için yapar. O, inanıp güvenenlere daima ikramda bulunur.” (Ahzab 33/43)
* Sabır ve salat, Allah’tan yardım isteme
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ
Ey inanıp güvenenler! Sabırla ve salat ile /duruşunuzu bozmadan görevinizi yaparak yardım isteyin! Allah sabredenlerin /duruşunu bozmayanların yanındadır.
وَٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ ۚ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى ٱلْخَٰشِعِينَ . ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ
“Sabırla /duruşunuzu bozmadan ve salat ile /görevlerinizi aksatmadan (Allah’tan) yardım isteyin. Bu, Allah’a saygılı olanlardan başkasına, gerçekten ağır gelir. Saygılı olanlar, Rableriyle yüzleşeceklerini ve onun huzuruna varacaklarını anlayanlardır.” (Bakara 2/45-46)
* Hakka bağlılık anlamında Salat (Salat-ı Sahun)
فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ . الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ . الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ . وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ .
Musalli olan /salatlarını yapan bu kişilerin çekecekleri var!. Onlar salatlarını /kulluk görevlerini önemsemeyenlerdir. Onlar, gösteriş yapanlardır. Ufak tefek yardımlara bile engel olanlardır. (Mâûn 107/4-7)
“O kimseler (Hakk’a olan bağlılıklarında) Salatlarında bir gaflet içindedirler.” (Mâûn 5)
* Namaz kılmak
وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّـيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ .
“O salatı, gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın taraflarında düzgün ve sürekli kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, bilgisini kullananların akıllarında tutmaları gereken doğru bilgidir.” (Hud 11/114)
“Ey iman edenler! Salata kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve ellerinizi -dirseklerinizle beraber- yıkayın. Başlarınızı ve ayaklarınızı mesh edin. (Maide 6)
“Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salata yaklaşmayın. (Nisa 43)
“De ki: “İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın en iyi isimler O’nundur. Salatında sesini ne fazla yükselt ne de fazla kıs. Bu ikisi arasında bir yol tut.” (İsra 110)
* Kulluk görevlerini yerine getirmek anlamında salatı ikame etmek
“İnsan, sabırsız ve bencil bir yapıda yaratılmıştır.
Başına bir fenalık gelse sızlanıp durur.
Eline bir nimet geçse kimseye bir şey vermez.
Ama musalli olanlar /kulluk görevlerini yapanlar öyle değildir.
(1) Onlar, salatlarına /namazlarına müdavim olanlardır.
(2) Onlar mallarında, belli bir hak bulunduğunu kabul edenlerdir; isteyen ve isteyemeyen için bir hak…
(3) Onlar, hesap gününün varlığını kabul edenlerdir.
(4) Onlar, Rablerinin azabından korkup titreyenlerdir; çünkü Rablerinin azabına karşı (hiç kimseye özel) bir güvence yoktur.
(5) Onlar edep yerlerini koruyanlardır; sadece (hür) eşlerine veya hâkimiyetleri altında olanlara /esir eşlerine açabilirler. Onlar, bundan dolayı kınanmazlar. Bunun ötesine geçmek isteyenler var ya işte onlar sınırı aşanlardır.
(6) Onlar aldıkları emanetlere riayet eden ve verdikleri sözü yerine getirenlerdir.
(7) Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapanlardır.
(8) Onlar, salatlarına /namazlarına özen gösterenlerdir.
İşte onlar, cennet bahçelerinde ikram görecek olanlardır. (Mearic 70/19-35)
* Din anlamında Salat
قَالُوا يَا شُعَيْبُ اَصَلٰوتُكَ تَأْمُرُكَ اَنْ نَتْرُكَ مَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَوْ اَنْ نَفْعَلَ ف۪ٓي اَمْوَالِنَا مَا نَشٰٓؤُ۬اۜ اِنَّكَ لَاَنْتَ الْحَل۪يمُ الرَّش۪يدُ
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Kavmi ise, “Ey Şuayb! Atalarımızın taptığı şeylerden yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana ibadetin (dinin) mi emrediyor? Oysa sen uyumlu ve akıllı birisin!” dediler.
* “Kulun Allah karşısındaki esas duruşu”
وَالَّذ۪ينَ يُمَسِّكُونَ بِالْكِتَابِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۜ اِنَّا لَا نُض۪يعُ اَجْرَ الْمُصْلِح۪ينَ
Ama kitaba sımsıkı sarılan ve Allah’a kulluğun hakkını verenler var ya: onlar iyi bilsinler ki Biz, kendilerini ve başkalarını düzeltmek için çaba gösterenlerin emeklerini zayi etmeyeceğiz. (Araf 7:170)
Lafzen: “salâtı ikâme edenler..” Bu ayette İsrâiloğullarına mensup kimselerden söz edildiği için salât “namaz”dan çok “kulluk ve ibadet” vurgusu taşır. Salât, farklı şekil ve formlarda da olsa, tüm peygamberlerin şeriatlarında bulunan temel bir ibadettir. “Kulun Allah karşısındaki esas duruşu”dur namaz.
* Müşriklerin Salatı
“Ve onların Beyt’in ( Kabe’nin ) yanındaki salatları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktır. Bir gösteriştir. Öyleyse küfrettiğinizden dolayı bu azabı tadınız.” (Enfal 35)
“O kimseler (Hakk’a olan bağlılıklarında) Salatlarında bir gaflet içindedirler.” (Mâûn 5)
* Hayvanların Salatı
"Göklerde ve yeryüzünde bulunanların, sürü sürü uçanların, Allah'ı nasıl tesbih ettiklerini görmüyor musun? Kuşkusuz hepsi salatını ve tesbihini bilmektedir. Ve Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir." (Nur 41)
* Tüm varlıkların Salatı
“Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih eder. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız.” (İsrâ, 17/44).