اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴿٨٢﴾ فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٨٣﴾
(Allah) bir şeyin olmasını takdir ettiğinde, O’nun emri sadece ‘Ol!’ buyruğudur, o da olur. Her şeyin egemenliği kendi elinde olan Allah bütün eksikliklerden uzaktır ve hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz. (Yasin 36:82-83)
*Allah’ın yaratmak için hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve yaratmak, Allah’a hiçbir güçlük de vermez. Bakara, 117 ve Yasin -82. ayetlerde, “kün fe kâne” yani; ‘ol dedi ve o da oldu.’ şeklinde, mazi ( geçmiş zaman sigası ile ) geçmez. Arapçası," كُن فَيَكُونُ “ kün fe yekûn” şeklinde, muzari (geniş, şimdiki ve gelecek zaman) sigası ile geçer. Muzari fiil, aşamalar içeren bir süreci ifade eder. Ayette yer alan [fe yekûnu] ifadesindeki [fe] edatı da oluşumun hemen başladığını gösteren bir anlam katkısı sunmaktadır. Bu nedenle ayetin meali, “Allah ol deyince oluşmaya başlar veya oluşma sürecine girer.”
Allah, göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece, “Ol” der, o da hemen oluşmaya başlar. (Bakara 117)
Gerçek şu ki, bir şeyin olmasını istediğimizde ona sadece "ol!" deriz; o da hemen (dilediğimiz süre içinde) oluşmaya başlıyor (oluş sürecine giriyor). (Nahl 16:40)
Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece «Ol!» der; o da oluverir. (Aliimran 3:47)
Allah katında İsâ'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah Âdem'i topraktan yarattı; sonra ona, “ol” dedi ve o da oluşmaya başladı. (Aliimran 3:47)
O, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yaratandır. “Ol” dediği gün her şey oluşmaya başlar. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendiği gün hükümrânlık O'nundur. Gizliyi ve âşikâr olanı bilendir. O, tam hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır. (Enam 6:73)
Allah’ın çocuk edinmesi asla mümkün değildir. O bundan münezzehtir. O, bir işe hükmettiği zaman ona sadece “Ol!” der, o da olur/oluş sürecine girer. (Meryem 19:35)
Zira yaşatan da Allah’tır öldüren de O. Çünkü O, bir işe hükmedince ona sadece “Ol” der ve hemen olmaya başlar. (Mümin 40:68)
(Bir şeyin olması için) bizim emrimiz, göz kırpması (lemhi basar) kadar kısa sürede gerçekleşen bir iştir. (Kamer 54:50)
Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi. (Kaf 50:38)*
*Bu âyetle, yahudilerin «Allah, cumartesi günü istirahate çekildi. Arşın üstüne bağdaş kurup oturdu» şeklindeki sözleri reddedilmiştir. Bazı tefsircilere göre «altı gün»den maksat, altı dönemdir.
De ki: “Siz, yerküreyi iki evrede yaratmış olan Allah'ı gerçekten inkâr mı ediyorsunuz? O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” O, yere üzerinden ağır baskılar yerleştirmiştir. [*] Orada bereketler yaratmış ve orada tam dört günde (dönemde) isteyenler için eşit gıdalar belirlemiştir. Sonra (Allahın, iradesi)¹ duman halinde olan göğe yönelip ona ve yeryüzüne: “Yaratılışınıza uysa da uymasa da ikiniz birlikte birbirinizle uyum sağlayın.”² dedi. İkisi de derhâl: “Uyum sağladık.” dediler. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. (Fussilet 41:9-12)
Fussilet 9-12'deki bu ayetler ayrıca muharref Tevrat’ın “Allah evreni altı günde yarattı ve yedinci gün (cumartesi) dinlendi” (Tekvin, Bab, 2/1-3) sözüne bir cevap teşkil etmektedir.