EDİRNE
Türkiye’nin kuzeybatısında, Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarına komşu olan bu şehir, Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin kıyısında kurulmuş ve Trakya’nın gözbebeği olmuştur. Edirne’nin tarihi, ilk yerleşimcileri olarak kabul edilen Traklarla başlar; Orta Asya’dan Avrupa’ya göç eden bu topluluk, Edirne’yi öne çıkan bir kent haline getirmiştir.
Edirne’nin öneminin artması Makedonya Kralı Büyük İskender’in bölgeyi fethetmesiyle başlamıştır. Daha sonra Roma İmparatorluğu’nun yönetimine geçen şehir, İmparator II. Hadrianus tarafından yeniden inşa edilerek Hadrianapolis adını almıştır. Roma İmparatorluğu’nun doğu ve batı olarak ayrılması sonucunda Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalan Edirne, Avar Türkleri, Bulgar Türkleri ve Peçenekler gibi birçok Türk boyunun saldırısına maruz kalmış; nihayet 1361 yılında Osmanlı Sultanı I. Murat tarafından fethedilmiştir. Edirne, Sultanı I. Murat’ın fethiyle Osmanlı İmparatorluğu’nun gözde başkentlerinden biri olmuştur. İstanbul’un 1453 yılında fethedilmesine kadar Osmanlı’ya 92 yıl boyunca başkentlik yapan Edirne, bu süreçte görkemli yapılarla donatılmış, kültür ve sanat merkezi haline gelmiştir.
Osmanlı döneminde “Paşa Sancağı” olarak bilinen Edirne, Rumeli Beylerbeyliği’ne bağlı bir vilayet idi. 1829 yılında Rus işgaline uğrayan şehir, Balkan Savaşları sırasında Bulgar işgaline de uğramış; 1920’li yıllarda Yunan kuvvetlerinin eline geçmiştir. Edirne, 25 Kasım 1922’de düşman işgalinden kurtarılmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sınır kenti olmuştur.
Bugün Edirne, geçmişten bugüne taşınan kültürel zenginlikleri ve tarihi yapılarıyla bir açık hava müzesi niteliğindedir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Selimiye Camii, Kırkpınar Yağlı Güreşleri gibi geleneksel etkinlikleri, tarihi köprüleri, hanları ve kapalı çarşılarıyla Edirne, adeta Osmanlı’nın ihtişamını yansıtan bir şehir olarak yaşamaya devam etmektedir.
Edirne ciğeri, badem ezmesi gibi yöresel lezzetleriyle de bilinen bu kent, her yıl binlerce turisti ağırlayarak kültürel mirasını dünyaya tanıtmayı sürdürmektedir.
Edirne, Meriç, Tunca ve Arda nehirleri tarafından sulanan bereketli toprakları sayesinde Türkiye’nin önde gelen tarım merkezlerinden biridir. İlin geniş ovalarında buğday, ayçiçeği, çeltik ve mısır gibi önemli tarım ürünleri yetiştirilir. Türkiye’nin çeltik üretiminde önemli bir paya sahip olan Edirne, aynı zamanda ayçiçeği yağı üretiminde de önde gelen şehirler arasındadır.
Selimiye Cami -Edirne Türkiye 1568
Osmanlı padişahı II. Selim döneminde Mimar Sinan'ın yaptığı ve Osmanlı'nın önceki başkenti Edirne'de bulunan bir külliyedir. Mimar Sinan'ın 80 yaşında yaptığı ve "ustalık eserim" şeklinde nitelendirdiği Selimiye Camii, gerek Mimar Sinan'ın, gerek Osmanlı mimârîsinin en önemli eserleri arasında sayılır. 2000'de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilen Selimiye Camii ve külliyesi, 2011'de ise Dünya Mirası olarak tescil edildi.
Merkez Eski Cami, Edirne 1414
Edirne ilinin merkezinde yer alan Eski Cami, 1403-1414 yıllarında inşa edildi. Mimarı Konyalı Hacı Alâaddin, kalfası ise Ömer ibn-i İbrahim'dir. Cami dokuz kubbelidir. Kare plan iç mekân 2116 m2’dir. Osmanlı tarihinde Fetret Devri diye anılan dönemde Süleyman Çelebi tarafından 1403 yılında inşaasına başlandı. I. Mehmed tarafından 1414'te tamamlandı.
Caminin kuzey köşesinde, camiyle birlikte yükselen tek şerefeli minare camiyle birlikte düşünülmüştür. Caminin batı köşesinde diğerinden daha yüksek ve iki şerefeli olarak tasarlanan müstakil minare sonradan Çelebi Sultan Mehmet Han tarafından yaptırılmıştır. Bu minarede şerefelere ayrı merdivenlerden çıkılmaktadır. Cami, Üç Şerefeli Cami’nin yapılmasının ardından Eski Cami adını almıştır.
KAYNAK: https://edirne.ktb.gov.tr/
Üç Şerefeli Camii Babademirtaş / Edirne (1447)
1433-1447 yılları arasında. II.Murat'ın yaptırdığı Cami Osmanlı Sanatının erken ve klasik dönem üslubu arasında yar alır. Burada ilk kez uygulanan bir planla karşılaşılmaktadır. 24 m. çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar paye olmak üzere altı dayanağa oturur.
Yanında daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır. Yapı, bir yenilik olarak enine dikdörtgen bir yapıdır. Böylece enine gelişen mekâna ulaşılmak istenmiştir. Bu planı Mimar Sinan İstanbul camilerinde daha gelişmiş biçimiyle uygulamıştır. Ayrıca, Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu camide kullanılmıştır. Avlunun dört köşesine minareler yerleştirilmiştir.
Üç Şerefeli Cami, bu özellikleriyle sonraki camilere öncü olan anıtsal bir yapıdır. Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri Osmanlı camilerindeki en eski örneklerdendir. Camiye adını veren üç şerefeli anıtsal minare, 67,62 m. yüksekliğindedir. Her şerefeye ayrı yollardan çıkılması ilginçtir. Minare kırmızı taştan zikzaklar ve ak karelerle devinim kazanmıştır.
KAYNAK: https://edirne.ktb.gov.tr/
Edirne Şah Melek Camii (1429)
Osmanlı padişahlarından I. Mehmed ve II. Murad dönemlerinde Rumeli beylerbeyi olarak görev yapan Şah Melek Paşa tarafından 1429'da yaptırılmıştır. Balkan Savaşı sırasında minaresine top mermisi isabet etmesi sonucunda minaresi yıkılmıştır. Dikdörtgen planlı kâgir bir yapıdır. Tek kubbe ve tek minareye sahiptir.
İsmail Ağa Camii Edirne (1463)
Edirne’de Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid dönemlerinde yaşamış İsmail Ağa tarafından 1463 yılında yaptırılmıştır. Sarayiçi’ne giden yol üzerindedir. Baruthane Mevkii’nde olduğu için “Baruthane CAMİİ” adıyla da anılır. Eski belgelere göre evvelce İsmail Ağa bir de medrese imar etmişti. 1631, 1911 ve 1993 yıllarında da çeşitli onarımlar görmüştür.
Caminin son cemaat yerinde mezar vardır.
Edirne Sultan II. Beyazıt Camii 1487
Külliye, iki yanında birer tabhâne-misafirhane bulunan cami ile aşhane-imaret, mutfak, erzak ambarı, medrese, dârüşşifâ ve hamam vardır. Tunca nehrinin kuzey kıyısında akarsu kenarında inşa edilmiştir. Kili ve Akkirman seferine çıkmak üzere 889 Rebîülâhir’inde (Mayıs 1484) Edirne’ye gelen II. Bayezid burada konakladığı günlerde yapıların temelini attırmış, cami kitâbesine göre 893 (1487-88) yılında tamamlanmıştır.
Edirne isminin kökeni II. yy.da yaşayan Roma imparatoru Hadrianus'un şehri anlamında Hadrianopolis. Osmanlı döneminde Edrene ve sonra Edirne olmuştur.
Fatih Sultan Mehmet Müzesi
Fatih Sultan Mehmet, Türk, İslam ve dünya tarihinin müstesna şahsiyetlerinden biridir. Bir çağı kapatıp bir çağı açan kurucu dehadır. Edirne; Fatih'in doğduğu, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği, şahsiyetinin geliştiği, iki kez tahta çıktığı, İstanbul'un fethi gibi dünya tarihinin kırılma noktası sayılabilecek bir teşebbüse giriştiği şehirdir.
Müze mekânı olan Saatli Medrese ise 15. yüzyıl Osmanlı mimarlığının şaheserlerinden Üç Şerefeli Cami ve Külliyesinin bir parçasıdır. Müze binası, Edirne'yi kurduğu medreselerle bir ilim merkezi haline getiren Sultan II. Murad tarafından yaptırılmıştır.
Saatli Medrese'nin inşası, müzenin adandığı Fatih Sultan Mehmet'in çocukluk ve ilk gençlik senelerine tesadüf etmiştir. Fatih'in şehzadeliğinde burada ders gördüğü yahut "bed-i besmele" denilen ilk ders töreninin burada yapıldığı rivayet edilmiştir.
Saatli Medrese, 1752 yılındaki büyük Edirne depreminde tahrip olmuştur. Eser metruk vaziyette iken 2014-2019 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen projelendirme ve uygulama sonucunda restore edilmiştir.
16 Temmuz 2020 tarihinde Edirne Valiliği ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi arasında imzalanan protokol ile Saatli Medrese'nin Fatih Sultan Mehmet Müzesi olarak teşhir ve tanzimine karar verilmiştir. Bu kapsamda yapılan arama konferansı sonuç raporu doğrultusunda ve müze danışma kurulunun nezaretinde müze senaryosu yazılmış, sergi ve içerik tasarımı yapılmıştır. Fatih Sultan Mehmet Müzesi, 25 Mayıs 2021’de resmen açılmıştır.
Fatih Sultan Mehmet Müzesi, Edirne Valiliği İl Özel İdaresi’ne bağlı özel müze olarak ziyaretçilere ev sahipliği yapmaktadır.
Adres : Babademirtaş Mahallesi, Merkez / Edirne
Ücret : Ücretsiz
KAYNAK : https://edirne.ktb.gov.tr/
Türk İslam Eserleri Müzesi Edirne (1925)
Edirne’de ilk müze, Mustafa Kemal’in emriyle 1925 yılında Selimiye Külliyesi’nin bir parçası olan Dar-ül Hadis Medresesi’nde, Dr. Rıfat Osman, Arif Dağdeviren ve Necmi İğe tarafından kurulmuştur. Kurulan müzeye Arkeoloji müzesi denilmiş olup müzede değerli etnografik eserler ve mezar taşları da yer almaktaydı. Daha sonra bu müzenin ihtiyacı karşılayamaması üzerine ikinci bir müzeye gerek duyulmuştur. Etnografya adı altında ikinci bir bölüm yine Selimiye Külliyesi’ne dahil olan Dar-ül Kurra Medresesi’nde, Edirne’nin kuruluşunun on üçüncü yılında, 25 Kasım 1936’da açılmıştır. Bu müzeye Milli Eğitim Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü maddi katkıda bulunmuş, Ankara Etnografya Müzesi ve Topkapı Sarayı Müzesi’nden bazı değerli eserlerle müze takviye edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Edirne Müzeleri’ndeki eserlerin birçoğu müzelere geri verilmiş, elde kalanlar yalnızca Dar-ül Hadis Medresesi’nde sergilenmiştir. Bununla birlikte satın alma, bağış ve kazılardan gelen eserlerle müzedeki eserlerin sayısı artmış ve Edirne’de yeni bir müzeye ihtiyaç duyulmuştur. Y. Mimar İhsan Kıygı’nın projesini yaptığı yeni müze binası, 13 Haziran 1971 yılında “Arkeoloji ve Etnografya Müzesi” adıyla hizmete açılmıştır. Dar-ül Hadis Medresesi’ndeki müzeye de “Türk İslam Eserleri Müzesi” adı verilmiştir.
Selimiye Camii’nin güney doğusunda, 1925 yılından bu yana müze olarak kullanılan medrese; ana dershane odası, öğrenci odaları ve revaklı avludan oluşur. Müzeye ziyaret, Mimar Sinan’a saygı odasıyla başlar. Mimar Sinan’ın heykelinin bulunduğu bu odada, Selimiye Cami Elyazmaları Kütüphanesi’nin onarımı esnasında alınan Kâbe tasvirli duvar resmi, kalem işi ve alçı bezeme örnekleri sergilenmektedir.
Adres: Meydan Mahallesi, Taş Odalar Sokak, No:4. Edirne
Edirne Kent Müzesi (2017)
Edirne Belediyesi tarafından restore edilerek şehrimize kazandırılan Edirne Kent Müzesi, Hafızağa Konağı’nın yenilenmesiyle hayata geçirilmiş ve kentin tarihi ile geleceği arasında bir köprü görevi üstlenmiştir. Edirne’nin zengin geçmişini günümüzle buluşturan bu müze, Kalkolitik Dönem’den günümüze kadar uzanan pek çok önemli eseri sergileyerek tarihe tanıklık etme fırsatı sunmaktadır.
Edirne Kent Müzesi, 2015 yılında Edirne Belediye Başkanlığı’nın “Tarihi Değerleriyle Yaşayan ve Yaşatılan Edirne” ismiyle Trakya Kalkınma Ajansı 2015 Yılı Küçük Ölçekli Altyapı Mali Destek Programı’na yaptığı başvuru sonucunda, maddi destek almaya hak kazanmış ve bu çerçevede 31 Ağustos 2015 tarihinde Trakya Kalkınma Ajansı ile sözleşme imzalanmıştır. Konağın mülkiyet hakkı 18 Mayıs 2015 tarihinde Edirne Belediyesine geçtikten sonra, bakım ve onarım çalışmaları tamamlanmış, müzenin tasarımı ve düzenlenmesine yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Yaklaşık 20 aylık çalışmalar sonucunda, Edirne Kent Müzesi 5 Mayıs 2017 tarihinde halkın hizmetine sunulmuştur.
Müze; giriş ve iki kattan oluşmakta olup, Edirne’nin ekonomik, sosyolojik ve kültürel yönlerini modern müzecilik anlayışıyla ziyaretçilere aktarmaktadır. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Selimiye Camii’nden Saray-ı Cedide-i Amire’ye, Mimar Sinan’dan Fatih Sultan Mehmet’e, sultanların av sporlarından Kırkpınar’a, işgalden kurtuluşa, Neolitik Dönem’den Traklar’a, ayçiçeğinden çeltiğe, Klarnetçi Deli Selim’den Kakava’ya, Kapıkule’den Meriç Nehri’ne kadar Edirne’nin dünü ve bugünü, üç boyutlu silikon heykeller ve dijital ekranlarla zenginleştirilmiş bir anlatımla sergilenmektedir.