* قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ
* قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ
Diyanet İşleri Meali (Yeni) - Yâsîn Suresi 18-19. Ayetler
18. Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”
19 Elçiler de, “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler.
Muhammed Esed - Yâsîn Suresi 18-19. Ayetlerin Açıklaması
[Ötekiler,] “Doğrusu,” dediler, “bize uğursuzluk getirdiniz! Eğer bundan vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlayacak ve başınıza bir bela saracağız!” [Elçiler] şöyle cevap verdiler: “Kaderiniz, iyi de kötü de olsa, sizinle birlikte [olacak]tır! [Hakikati] can kulağıyla dinlemeniz isteniyorsa [bu sizce kötü bir şey mi?] Hayır, fakat siz kendinize yazık etmiş bir toplumsunuz!”
(*) Her insanın kaderini (tâir) kendi boynuna doladık. Uğursuzluk diye çevrilen Tair kelimesi aynı anlamda Araf 131.Ayette de geçer,
Muhammed Esed - A’râf Suresi 131. Ayet Açıklaması:
Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erişse “Bu (zaten) bizim hakkımızdı!” derler, ne zaman da başları dara düşse bunu Musa ve o’nun yandaşlarının uğursuzluğuna verirlerdi. ⁹⁵ Yoo! Şüphesiz, onların uğur[suzluk]ları Allah tarafından öngörülmüştür; ne var ki, çoğu (bunu) bilmez. (Araf 7:131)
(*) Tetayyera bihî ifadesi “ona bir uğursuzluk yakıştırdı”, “uğursuzluğu ondan bildi” anlamına geliyor. Kuşların uçuşlarına -uçuş yönlerine, uçuş biçimlerine- bakarak gelecekten haber vermek ya da kehanette bulunmak İslam öncesi dönemlerde Araplar arasında yaygın bir âdetti. Bundan olacak ki, tâir (uçan şey, kuş) sözcüğü klasik Arapça’da çoğu zaman, iyi ya da kötü her iki yönde “kader, alınyazısı” ya da “talih, kısmet” karşılığı olarak kullanılır. Nitekim, yukarıdaki ayetin sonraki cümlesinde de (“onların [kötü] talihi (ya da kaderi) Allah tarafından [lafzen, “Allah ile”] yazılmıştır”) sözcük bu anlamda kullanılmaktadır. Bu mecazî anlamıyla tâir ya da tayr sözcüğü fiil türevleriyle birlikte şu ayetlerde de geçmektedir: 3:49, 5:110, 17:13, 27:47, 36:18-19.