TARSUS
Yüzölçümü 2240 km², Rakım 23 metre, Nüfus 1927 yılında 74.000 idi, bugün (2025) 360.000.
Tarsus 'Miratüliber' adlı Arap tarihine göre, Nuh Peygamberin torunu Tarasis tarafından kurulmuştur.
Tarsus'un ismi ilk kez Hitit metinlerinde 'Tarşa' olarak geçmektedir. Asur'lulara göre Que Krallığı'nın başkentidir. İ.Ö. 8. ve 7. yy.da Asur'lular Tarsus'u Tarzi (Tarzu) olarak isimlendirmişlerdir.
İ.Ö. 727-722 yıllarında Asur Kralı Salmanassar V. zamanında Tarsus, Asur Krallığının eyaleti olmuştur. Asur Krallığı'nın yıkılması ile İ.Ö. 612'de başkenti Tarsus olan Syennessis krallığı kurulmuştur. İ.Ö. 312-64 yılına kadar Tarsus, Anadolu Krallıkları, Ptolemaos'lar (Mısır), Seleukos ve Romalılar arasında sık sık el degiştirmiştir.
Tarsus 284-305 yıllarında bir Roma eyaleti olmuştur.
Tarsus, 7.yy'dan itibaren Bizans İmparatorluğu, İran ve Araplar arasında sık sık el değiştirmiştir. Sıra ile Emevi Halifesi Muaviye, Abbasi Halifesi Harun Reşit ,Tarsus'u ele geçirmiştir. Pozantı'daki savaşta Halife Me'mun ölmüş ve Tarsus'a gömülmüştür.
Tarsus, 1375'den sonra Ramazanoğulları ve Dulkadiroğulları Beyliği yönetimine geçmiş, 1517'den sonrada Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1839'da Adana vilayetinin bir kazası olmuş, 1918 'de Fransız işgaline uğramış ve Ankara Antlaşması'yla 27 Aralık 1921 tarihinde işgalden kurtulmuştur.
Danyal Peygamber Makamı Mersin Tarsus (MÖ 6.Asır)
Danyal Peygamber, 2. Babil Kralı Nebukadnezar (MÖ 605-562) zamanında yaşamış, Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleriyle kurtarmış bir peygamberdir.
Rivayete göre; Babil Kralı rüyasında İsrailoğullarından gelecek bir erkek çocuğun kendi tahtını sarsacağını görmesi üzerine İsrailoğulları'ndan doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmiştir. Bu nedenle Danyal Peygamber doğunca, ölümden kurtulması için dağ başında bir mağaraya bırakılmıştır. Mağarada bir erkek ve bir dişi aslan himayesinde büyüyen Danyal Peygamber, delikanlı olunca kavmi arasına karışmıştır.
Bir kıtlık senesinde Tarsus'a davet edilen Danyal Peygamber'in Tarsus'a gelmesiyle birlikte bolluk olmuştur. Bu nedenle Danyal Peygamber Babil'e geri gönderilmemiş, ölünce de Tarsus'ta şimdiki Makam Camisi olarak anılan yere defnedilmiştir.
Hicri 17. yılında Hz. Ömer devrinde Tarsus fethedilince Danyal Peygamber'in mezarı açtırılmış burada büyük bir lahit içerisinde altın iplikle dokunmuş kumaşa sarılı uzun boylu bir ceset görülmüştür. Cesedin Yahudiler tarafından çalınmaması için, Hz. Ömer'in emri üzerine önceki yerine gayet derince defnettirilip üzerinden de Berdan Nehri'nden gelen ufak bir çayın suyunu kabrin üzerinden geçecek şekilde akıtıp hiç kimsenin kabre el sürmeyeceği şeklinde emniyete alınmıştır.
Nitekim caminin son tamiratı sırasında çok derinlerde caminin arka ve alt kısmında suyun giriş yerinde gayet kalın ve gayet muntazam mazgal demirleri çıkmıştır. Danyal Peygamberin cesedi, bu mazgallardan geçen suyun çok aşağısındadır. Söz konusu alanda yapılan kazı sonucu mezar ortaya çıkarılmış ve çevre düzenlemesi yapılarak 2014 yılından itibaren Danyal Peygamberin Kabri olarak ziyarete açılmıştır.
Danyal Peygamberin Yüzüğü
Başından geçen maceraların sembolü olarak parmağındaki yüzüğün taşına biri erkek, biri dişi iki aslanın arasında bulunan genç bir çocuğun dişi aslan tarafından sevilmesi işlenmiştir.
24.08.2022 ve 26.07.2025 Bugün ikindi namazını Ashab-ı Kehf Camiinde kıldık .
Ashab-ı Kehf Mağarası Tarsus Mersin (3. Asır)
Yedi Uyurlar inanışının Anadolu’daki en önemli merkezi olan Tarsus Eshab-ı Kehf mağarası Tarsus’un 12 km kuzeyinde yer almaktadır. Ayrıca hristiyan ve müslümanlarca kutsal yer olarak bilinen Bu mağarayı her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret eder.
Mağaraya 15 basamaklı merdivenden inilir. Bu mağara Kuran-ı Kerim’in Kehf suresinin 9 ve 26.ayetinde geçen gençlerin yaklaşık 309 yıl mağarada uyduklarını anlatır.
Câhiliye arapların da bildiği bu kıssa geleneksel islami yorumlarda neredeyse olduğu gibi Hristiyan kaynaklardan alınmış. Oysa Kur'an'da bir ayette şöyle geçer:
سَيَقُولُونَ ثَلَاثَةٌ رَابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًا بِالْغَيْبِ ۖ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ ۚ قُلْ رَبِّي أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِمْ مَا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ ۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَاءً ظَاهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِمْ مِنْهُمْ أَحَدًا (Kehf 18:22)
"Tahminde bulunanların bazıları, "Onlar üçtür, dördüncüleri köpekleridir," derken diğerleri de, "Beştir, altıncıları köpekleridir," diyecekler. Başkaları ise, "Yedidir, sekizincileri köpekleridir," diyecekler. De ki, "Onların sayısını en iyi bilen Rabbimdir." Onları bilen azdır. Onlarla yüzeysel olması hariç tartışmaya girme ve onlardan hiç kimseye de bu konuyu danışma". (Kehf 18:22)
Kıssanın geçtiği yerle ilgili olarak çeşitli rivayetler mevcuttur. İspanya, Cezayir, Mısır, Ürdün, Suriye, Afganistan ve Doğu Türkistan’da Ashâb-ı Kehf’e ait olduğu ileri sürülen mağaralar vardır. Bu mağaraların kendi sınırları içinde olduğunu iddia eden 33 kentin dördü Türkiye'dedir; Afşin, Selçuk (Efes), Lice ve Tarsus.
Bilal Habeşi Makamı Ve Mescidi Mersin Tarsus (7.Asır)
Tarsus Ulu Cami yanında bulunan Bilal Habeşi Mescidini 26.07.2025 tarihinde ziyaret ettik . Rasulullahın müezzini Bilal Habeşi bu mescidin yanında bulunan taşın üzerinde ezan okumuş , mescidin avlusundaki kuyudan abdest almış.
Bilal-i Habeşi Makamı ve Mescidi, Ulu Cami'nin güneybatı tarafında bulunmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in müezzini olan Bilal-i Habeşi'nin Hz. Ömer zamanında fethedilen yerleri ziyareti esnasında Tarsus'a geldiği, Kırkkaşık denilen yerde, yani şimdiki makamı ve mescidi bulunan yerde ezan okuyup, namaz kıldırdığı için 7. Asırda makamı, 16. Asırda da mescidi inşa edilmiştir.
Mescidin içerisinde Bilal-i Habeşi'ye ait makam kısmı vardır. Ayrıca mescidin yanına bir de kuyu inşa ettirilmiştir. Osmanlı arşiv belgelerinde, 1519 tarihinde Bilal-i Habeşi makamı adına bir vakfın kurulduğu anlaşılmaktadır. 2013 yılında restore edilmiştir.
Tarsus Müftü Camii (1884)
(sadece kadınlara has kılınan cami)
Müftü deresinde Müftü köprüsünün yanındadır. Mersin'in eski camilerindendir. Müftü Emin Efendi tarafından 1884 yılında cami ve medrese olarak inşa edilmiştir. 19. yüzyıl geç dönem tarzında süslemeli, tuğralı mihrabı vardır. 2007 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden restore edilmiştir.
Tarsus Ulu Cami Mersin (1579)
Cami-i Nur adıyla anılan ve bulunduğu semte de Cami-Nur ismini veren bu cami, Tarsus merkezinde yer alan Türk-İslam sanatının önde gelen eseridir. 1579 yılında Ramazanoğulları'ndan Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Selçuk-Osmanlı üslubunda tek şerefeli minaresi olan camii yapımında tümüyle kesme taş kullanılmıştır.
Caminin doğu bölümünde ayrı mekanda Hazreti Şit ve Lokman peygamberlerin makamları ve Abbasi Halifesi olan ve Pozantı'da 833 (H.218) yılında ölen Halife Me'mun'un kabri bulunmaktadır.
Tarsus Eski Cami Mersin (1102/1415)
Mersin ili Tarsus ilçesinde yer alan bir kentin en eski camisidir. 12. yüzyıldan kalma bir Gotik kilise binasının dönüştürülmesiyle oluşturulmuştur. Bina 1102 yılında Bizans kilisesi olarak inşa edilmiş, 1415'te camiye çevrilmiştir.
Tarsus Kubat Paşa Medresesi (1553)
Tarsus kent merkezinde, Ulu Camii’nin yaklaşık 150 m. kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Ramazanoğlu Piri Paşanın kardeşi Kubat Paşa tarafından 1553 yılında geleneksel Selçuklu mimari tarzında yapılmıştır. Binanın ortadaki avluya açılan 16 tane odası mevcuttur. Odaların kapı girişleri ve pencereleri ahşap, pencerelerin korkuluk demirleri ise Osmanlı cami ve medrese binalarının tarzına uygun olarak çokgen bağlantılı kare formundadır.
Şahmeran:
Tarsus'ta binlerce yıl önce yedi katlı yer altında yaşayan yılanlar varmış. Maran adı verilen bu yılanlar, akıllı, şefkatli; barış içinde yaşarlarmış. Maranların kraliçesine Şahmaran denirmiş. Şahmaran genç ve güzel bir kadınmış. Efsaneye göre, Şahmaranı gören ilk insan Cemşab'mış. Cemşab geçimi için odun satan fakir bir ailenin oğluymuş. Bir gün Cemşab ve arkadaşları bal dolu bir mağara keşfetmişler. Balı çıkarmak için Cemşab'ı aşağıya indiren arkadaşları paylarına daha çok bal düşmesi için onu orada bırakıp kaçmışlar. Cemşab mağarada bir delik görmüş ve buradan ışık sızdığını farketmiş. Cebindeki bıçak ile deliği büyütünce, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçe görmüş. Bu bahçede eşi benzeri olmayan çiçekler, havuz ve pek çok yılan görmüş. Uzun yıllar burada yaşamış ve Şahmaran'ın güvenini kazanmış.
Yıllar sonra, ailesini çok özlediğini söyleyip gitmek için yalvarmış. Bunun üzerine Şahmaran kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine dair söz vermesini istemiş. Şahmaran'a söz verip ailesine kavuşan Cemşab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmaran'ın yerini kimseye söylememiş. Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış. Ülkenin veziri hastalığın çaresinin Şahmaran'ın etini yemek olduğunu söylemiş ve her yere haber salınmış. Cemşab kuyunun yerini söylemeye zorlanmış. Cemşab mecbur kalıp kuyunun yerini gösterince Şahmaran bulunup dışarı çıkarılmış. Şahmaran Cemşab'a; "Beni toprak çanakta kaynatıp suyumu Vezire içir, etimi de Padişaha yedir" demiş. Böylece vezir ölmüş padişah da iyileşip Cemşab'ı veziri yapmış.
Efsaneye göre Şahmaran'ın öldürüldüğünü yılanlar o günden beri bilmemektedirler. Tarsus'un, Şahmaran'ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından bir gün istila edileceği rivayet edilir.
Tarihi Tarsus Evleri
Zengin bir geçmişe sahip olan Tarsus’ta, tarihi canlı tutan Tarihi Tarsus Evleri günümüzde önemini korumaya devam etmektedir. Taş, kerpiç ve ahşap kullanılarak hazırlanan tarihi Tarsus evlerinin alt katı ambar, üst katı ise yaşam alanı olmak üzere iki bölüm halinde yapılmıştır. Çukurova’da yetişen pamuk, hacimen çok yer kapladığından, evlerin ambar kısmında muhafaza edilir. Yıllar içinde bu yapılara ihtiyaçlar doğrultusunda banyo, mutfak gibi eklemeler yapılmıştır. Yüksek duvar ve avlu, geleneksel Tarsus evlerinin özelliklerinden bazılarıdır.
Tarsus Aziz Pavlus Su Kuyusu:
Mersin Tarsus ilçesinde bulunan, Hristiyan azizlerinden Pavlus'a ait olduğu öne sürülen bir su kuyusudur. Hz. İsa'nın havarilerindendir. Dinin yayılması için büyük çaba sarf ettiği için Petrus ile birlikte en önemli iki isimden biri sayılan Pavlus (Saul) aslen Tarsuslu'dur. Pavlus'un Hristiyan olmadan önce yaşadığı yer de Tarsus idi. Kuyu Tarsus'taki diğer tarihi mekanlarla birlikte Unesco Dünya Mirasları Geçici listesinde yer almaktadır.