Şırnak iline bağlı bir ilçedir. Yüzölçümü 460 km2, Rakım 360 m. Nüfus 163.883.
Cumhuriyet döneminin başından itibaren Mardin iline bağlı bir ilçe iken 16 Mayıs 1990'da Şırnak'a bağlandı.
Binlerce yıllık tarihi, Babil, Asur, Med, Guti, Selçuklu, Osmanlı, Rum, Arap, Emevi, Abbasi dönemlerine ait Arkeolojik ve etnografik eserlerin bulunduğu, büyük fizikçi ve 60 makine mucidi İsmail Ebul-iz El Cezeri Müzesinin bulunduğu Cizre'de, tarihi ören yerleri de dikkatleri çekiyor.
Nuh Tufanı ile Cizre'ye yerleşen Hz. Nuh vefatından sonra, buraya defnedilmiştir. Burası ilk önce Havraya, sonra kiliseye ve 639 yılında da camiye çevrilmiştir. Dünyanın en eski türbelerinden biridir.
Ünlü tarihçi Cizreli İbnülesir, Firuzabadi, Evliya Çelebi, Kâtip Çelebi, Ebubekir Helevi ve Babilli Berassus (Bersis) bu türbenin Nuh (A.S) a ait olduğunu yazarlar. Türbe Hz. Nuh Camiinin güney kısmındadır.
Tufan olayından bu yana insanlığın ikinci babası olan Hz. Nuh kendi adıyla anılan camide yatmaktadır. Dağkapı mahallesinin tepe noktasında, Dicle Nehrinin coşup ulaşamayacağı bir noktada yapılmıştır. Nuh Peygamberin mezarı özel olarak inşa edilen beşgen kubbeli alandadır.
1136 yılında Cizre’nin Tor mahallesinde doğmuştur. Sibernetik alanın kurucusu kabul edilen, fizikçi, robot ve matrix ustası bilim insanı “İsmail Ebul İz Bin Rezzaz El-Cezeri” 1206’da Cizre’de öldü. Lakabını yaşadığı şehirden alan 60 makine mucidi El Cezeri, eğitimini Camia Medresesi'nde tamamlayarak, fizik ve mekanik alanlarında yoğunlaştı ve pek çok ilke ve buluşa imza attı. Türbesi Hz Nuh cami avlusundadır.
Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan İsmail Ebul-İz El Cezeri Müzesi, bölgede ziyaret edebileceğiniz en kilit yerlerden birisidir. İsmail Ebul-İz El Cezeri, 1136 yılında Cizre’de dünyada gelmiştir. Fizik alanında dünya çapında çalışmalar yapan El Cezeri, ismini bu alanda duyurmuş önemli birisidir. El Cezeri’nin adının unutulmaması için onun adına bu müze açılmıştır. Müze İçerisinde El Cezeri’ye ait birçok eser, birçok çalışma yer almaktadır.
Cizre Ulu Cami’nin Anadolu’ya İslamiyet'in ilk olarak geldiği yıllarda kilisenin camiye dönüştürülmesi ile yapıldığı düşünülüyor. Cami dikdörtgen, tek kubbeli ve girişinde kapı yer alırken, caminin minaresi 1156 yılında dört köşe şeklinde tasarlanıyor. 1203 ve 1284 yıllarında tadilat gördüğü düşünülen camii en son 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi. Cizre Ulu Camii Türkiye’nin en eski camilerinden olup, Anadolu'da kiliseden camiye dönüştürülen ilk cami olmasıyla da önemli.
Cizre Beyliği döneminde II. Han Şeref Bey tarafından 14. yüzyılda yaptırılmıştır. Cizre, Akkoyunluların eline 1475 yılında geçerken Cizre Emirleri sürgün edilmiştir. Emir Bedrettin oğlu II. Şeref (Hanşeref) Boti Aşireti ve çevre halkının yardımı ile 1508 yılında Cizre’yi alırken duada bulunmuş. 'Yarabbi ben tekrar Cizre yi alabilsem sana bir büyük Camii inşa edeceğim.' demişti. Allah da bu duasını kabul buyurmuşki Kırmızı Medreseyi inşa ettirmiştir. Cizre Surlarını bu yerden yardığından surun üzerine bina etmiştir.
Kızıl Medrese ya da Kırmızı Medrese Cizre merkezde Dağkapı Mahallesi’nde yer alıyor. Dört köşe kare biçiminde kırmızı tuğlalarla örülen ve adını bu malzemeden alan medrese şehrin batı kısmındadır. 500 yıl boyunca faaliyet gösteren medresede, İslami ilimler ve felsefe eğitimi verildiği biliniyor. Türkiye'nin en eski medreselerinden biri olan Kızıl Medrese, 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi.
Abdaliye veya Mir Abdal Medresesi Cizre’nin güneyinde Dağkapı Mahallesi’nde, mezarlık içerisinde yer almaktadır. Medrese 840/1437 yılında Emir Abdal (Abdullah) ibn Abdillah Seyfettin Bohti tarafından yaptırılmıştır. Daha sonradan restorasyon geçirmiş olsa da malesef orijinalliği yok olmuştur. Medrese içerisinde küçük bir mescit, bir medrese hücresi ve Mem u Zin Türbesi bulunmaktadır.
Cizre Kalesi’nin tarihi MÖ 4000 yıllarına kadar uzanıyor. Kale tarih boyunca Asurlular, Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Selçuklular, Artuklular, Eyyubiler, Akkoyunlular ve Osmanlı tarafından kullanılmış. Dicle Nehri’nin hemen kıyısında yer alan Cizre Kalesi bir tepenin üzerindedir.
CİZRE ŞEYH MUHAMMED KESİKBAŞ KABRİ
Bir rivayete göre; Şeyh Muhammed isimli bu şahıs İslam Halifesinin daveti üzerine gayri müslümler ile yapılan bir savaşta kafasına bir kılıç darbesi alır.Kılıç darbesi sonucu kafası gövdeden ayrılır.Bu zat o kadar büyük bir aşk ve şevk ile bu cihada katılmıştır ki kopan kellesine kolunun altına alır ve savaşmaya devam eder.
Diğer bir rivayete göre. Şeyh Muhammed Suriye’ye bağlı Biseri isimli köyden buraya gelen bir zat olduğu yönündedir.Cizre’ye aşık olmuş ve ömrünün sonuna kadar Cizre’de kalıp alimlik yapar.Cizre halkı tarafından o kadar sevilmiştir ki vefatında Cizre’nin en değerli yeri olduğuna inanılan Nuh Aleyhisselamın yakınlarına defin edilir ve üstüne bir türbe yapılır. Üstüne yapılan türbe 1970 ve 1984 yıllarında iki defa restorasyon görmüş ve günümüze ulaşmıştır.