Erzurum
Şehrin bilinen ilk adı, Doğu Roma İmparatoru II. Theodosius (408-450) isminden Theodosiopolis'ti. Ermeniler buraya "Karin" , Araplar "Kalikale" dedi, Türkler "Erzen", Selçuklular "Erzen-i Rum" daha sonra da Erz-i Rum diye anıldı.
Türkiye`nin yüz ölçüm olarak 4. nüfus ve kentleşme bakımından 14. büyük kenti olan Erzurum, büyükşehir statüsüne kavuştuktan sonra Palandöken, Aziziye ve Yakutiye olmak üzere 3 ilçeye ayrılmış. Anadolu'da deniz seviyesinden 1959 m yükseklikteki tek büyük yerleşim yeridir. Yerleşme alanı yer yer 2000 metreye kadar yükselen bir ova üzerinde bulunur. Rakım 1853 metre, Nüfus 745.000.
Erzurum’un en meşhurları; Oltu Taşı, civil peynir, göğermiş peynir, İspir fasulyesi, cağ kebap, kadayıf dolması tatlısı, aşotu çorbası, Erzurum ketesi ve çayın vazgeçilmezi kıtlama şeker ve Erik meyvesi.
Erzurum Tarihi, MÖ 3000`den sonra sırasıyla Huniler, Hayaşalar, Urartular, Asurlar, Kimmerler, İskitler, Medler ve Persler sonra bölgeyi MÖ 4. yüzyılda Makedonya Kralı İskender, Selökidler, Roma İmparatorluğu, 395`te Bizans İmparatorluğu hüküm sürdü. Hun Devleti bölgeyi 295-398 yılları arasında istila ederek Anadolu`ya ilk Türk girişini sağladı. 408'de tekrar Bizanslılar’a geçti.
Hz. Ömer zamanında 638`de İyas Bin Ganem komutasındaki İslam ordusu Erzurum`u fethetti. Ancak Arapların şehre tam olarak yerleşmesi mümkün olmadı. Erzurum 949 yılına kadar Bizans İmparatorluğu ile Emevi ve Abbasiler`den oluşan Müslüman Araplar arasında pek çok kez el değiştirdi. Müslüman Araplar 949 yılında Bizans imparatorluğu ile yaptıkları savaşı kaybedince bölgedeki hâkimiyetlerini de tamamen yitirdiler.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Sultanı Alparslan`ın komutanlarından Ebul Kasım, Bizanslılar`ı yenerek Erzurum`u fethetti. 1242`de Moğollar`ın eline geçen bölge, 1335 yılına kadar İlhanlı egemenliği altında kaldı.
1502`de Safevi Hanedanlığı`nın kurucusu Şah İsmail tarafından ele geçirilen şehir bu dönemde oldukça geriledi. 1514`te Yavuz Sultan Selim Erzurum`u fethetti. Ancak Safeviler Erzurum`u geri alınca, Kanuni Sultan Süleyman Erzurum`u kesin olarak Osmanlı topraklarına kattı. Erzurum bu fetihten sonra Türk yurdu olarak günümüze geldi.
Ulu Camii, Yakutiye Medresesi, Üç Kümbetler, Hatuniye Medresesi (Çifte Minareli Medrese), Erzurum Kalesi ve Saat Kulesi, Aziziye ve Mecidiye Tabyaları, Taşhan, Öşvank Kilisesi, Atatürk Evi Müzesi, Erzurum Kongresi Binası, Tortum Şelalesi, Narman Peribacaları Erzurum'un en sembolik yerlerinden bazılarıdır. Yine termal turizmi açısından da şifalı sulara sahip, Havalimanına 7 km uzaklıktaki Aziziye ilçesi Ilıca Termal Tesis ve kaplıcaları ile Pasinler ilçesinde bulunan termal tesis ve kaplıcaları görülmeğe değer.
Erzurum Kalesi İç Kale (415-422)
Bugünkü şehir MS 415-422 yılları arasında Theodosios tarafından kurulmuştur. 2000 metre uzunluğu bulan devasa surlarıyla şehrin en önemli tarihi hazinelerinden biri olan Kalenin tarihi şehrin kuruluşuna dayandırılmaktadır. Kale 502 ve 530 yıllarında Belisairos, 756 yılında Halife El Mansur Ebu Cafer tarafından ciddi bir şekilde onarılmıştır. 840 yılında harap olan kale, 922’de Bizanslılar (Doğu Roma) tarafından onarılarak bazı ilaveler yapılmıştır.
Kalede 1960 yılına kadar bir takım yapılar bulunmakta iken günümüzde sadece Kale Mescidi ve Tepsi Minare kalmıştır. İç kale günümüzde iyi durumda olup içerisinde Erzurum Müzesi tarafından yürütülen kazı çalışmaları devam etmektedir.
Erzurum Kale Mescidi (1132)
İç Kale içerisinde kalenin güney sur duvarlarına bitişik yerde bulunan mescit, 1132-1134 yılları arasında Saltuklu hükümdarı Abdul Muzafferuddin Gazi tarafından yapılmıştır. Erzurum'un ilk camisidir.
Erzurum Ulu Camii (1179)
Saltuklu Emiri Nasreddin Aslan Mehmet tarafından 1179 yılında yaptırılmıştır. Saltukluların "Atabey" isminden dolayı buraya "Atabey Camisi" de denmektedir. Sultan 4. Murat zamanında yiyecek deposu olarak kullanılan cami, değişik tarihlerde beş kez onarılmıştır. Caminin içerisinde toplam 40 sütun bulunmaktadır.
Erzurum Ayaz Paşa Camii (1558)
Osmanlı dönemi Erzurum'un ilk camilerinden olan cami Erzurum Valisi Ayaz Paşa tarafından 1558 yılında yaptırmıştır.
Erzurum Lala Mustafa Paşa Camii (1562)
Erzurum'da Osmanlı döneminde yapılan ilk camilerdendir. Kanuni Sultan Süleyman'ın komutanı, Kıbrıs fatihi Sadrazam Lala Mustafa Paşa, Erzurum Beylerbeyi görevini yürüttüğü dönemde, 1562 yılında camiyi yaptırmıştır. Mimar Sinan'a ait olan eserin yanında bir saray, bir de sübyan mektebi yer almış; ancak bunlar günümüze kadar ulaşamamıştır.
Erzurum Kurşunlu Medresesi ve Camii (1711)
Erzurum merkezinde önemli tarihi yapılardan biridir. 1711 yılından günümüze sağlam kalmayı başarmış bir tarihi yapı. Dönemin şeyhülislamı Feyzullah Efendi tarafından inşa ettirilen ve yanındaki Kurşunlu Camii ile birlikte külliye olarak tasarlanan medrese, kesme taşlarla ve 10’dan fazla hücreye sahip. 2006 yılında aslına uygun olarak restore edilen Medresede dini eğitimlerin verildiği taş medrese odaları görülmeye değer.
Erzurum Çifte Minareli Medrese (1265)
Yapımına 1253'te başlanmış, 1265'te tamamlanmış Erzurum'un sembolü haline gelen bir Selçuklu eseridir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı Hanedanları'ndan Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de denilmektedir. Medresenin zemin katında 19, birinci katında ise 18 odası bulunmaktadır. Harap halde iken Osmanlı padişahlarından 4. Murad tarafından tamir ettirilen ve bir süre "tophane" olarak kullanılan medrese, 1942-1967 yılları arası Erzurum Müzesi, günümüzde ise hem müze hem de resim sergi salonu olarak hizmet vermektedir.
Erzurum Yakutiye Medresesi (1310)
İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Gazan Han ve Bolugan Hatun adına, Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmıştır. Anadolu'daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olan Yakutiye Medresesi plan düzeni, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleri ile Erzurum'un en gösterişli yapılarından biridir.
Erzurum Abdurrahman Gazi Türbesi (1796)
Türbe, Erzurum'un 2.5 km güneydoğusu, Palandöken Dağı’nın eteğinde bir mekândır. Şehitlik ve gazilik makamlarına ulaşan bu büyük şahıs, Hz Peygamberin sancaktarı olarak bilinir. İslam Orduları’nın Anadoluya ilk seferlerinde komutanlık yapmış, İslam ordusunun sancaktarlığını üstlenmiş ve Ashab-ı Kiram’dan olduğuna inanılan Abdurrahman Gazi, Ömer Nasuhi Bilmen'e göre Hz Ebubekir’in oğludur. Bu iddianın yanı sıra, ashaba mensup olduğu kesinleşmiştir. Son dönem araştırmalarına göre ise asıl adı Habib bin Mesleme'dir ve bölgeye gelen komutanlardan biridir.
Uzun yıllar mezar yeri bilinmeyen Abdurrahman Gazi’nin türbesi, Pir Ali Baba tarafından keşfedilmiş ve İbrahim Hakkı Hazretleri tarafından onaylanmıştır. Palandöken Dağı Şiğveler mevkiinde bulunan türbe, eski Erzurum Valisi Yusuf Ziya Paşa’nın eşi Ayşe Hanım tarafından 1796 yılında yaptırılmıştır.
Erzurum Üç Kümbetler (12.Asır)
Anadolu’da bulunan anıt mezarların en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. Üç kümbetten en büyüğünün Emir Saltuk’a ait olduğu ve 12. yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır. Diğer kümbetlerin kime ait oldukları bilinmezken bunlarında 14. yüzyılda inşa edildikleri tahmin edilmektedir.
Erzurum Atatürk Evi Müzesi (19.Asır)
Atatürk'ün Samsun'dan sonra Erzurum Kongresi yapmak için şehre geldiğinde kaldığı taş mimari klasik bir Erzurum konağında hizmete başlayan Erzurum Atatürk Evi Müzesi. 19. yüzyılın başlarında inşa edilen iki katlı konağın dönem mobilyalarıyla süslü odalarında Erzurum Kongresi çalışmalarının yapıldığı salonlar, fotoğraflar, kongreyle ilgili resmi belgeler, Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel eşyaları ve antikalar gibi pek çok obje bulunmaktadır.
Erzurum Saat Kulesi (12.Asır)
Saltuklu Hükümdarı Ebu'l Kasım tarafından inşa ettirilen ve İslam dönemi mimari özelliklerini yansıtan Saat Kulesi, 12. yüzyıldan günümüze kalan ve Anadolu'daki en eski İslami dönem yapılarından biridir. Kule, mescid için minare olarak tasarlanmış.
Erzurum Tortum Şelalesi (Dünyanın 3.Büyük Şelalesi)
Türkiye'nin en büyük, dünyanın ise 3. büyük şelalesi olmasıyla özel bir öneme sahip. 48 metre yükseklik ve 21 metre genişliğe sahip.
Erzurum Oltu Kalesi (M.Ö 4.Asır)
Sadece Erzurum'un değil, Doğu Anadolu Bölgesi'nin de en etkileyici ve eski kalelerinden biri olan Oltu Kalesi, M.Ö. 4. yüzyılda Urartular döneminden günümüze kalmış bir tarihi hazine. Şehir merkezine yaklaşık 1,5 saat uzaklıkta, Oltu ilçesine hakim yüksek bir tepede 3000 m2 büyük bir alan üzerine inşa edilen Oltu Kalesi, uzun tarihinde Bizans, Selçuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde de eklemeler yapılarak kullanılmış. 1999 yılında aslına uygun olarak restore edildi.
Erzurum Pasinler Kaplıcaları
Şehre yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta bulunan ve Hasankale Çayı’nın her iki yakasında yer alan termal tesisleriyle ilgi çeken kaplıcalar, tarihi İpek Yolu rotası üzerinde yer alıyor. Bikarbonatlı, klorürlü, sodyumlu, karbondioksit bakımından zengin ve aynı zamanda radyoaktivite özelliğine de sahip 39 ile 45 derece arasındaki kaplıca suları, içme suyu ve banyo kürü olarak kullanılabiliyor. Cilt ve sindirim sorunlarından eklem rahatsızlıklarına kadar onlarca hastalığın tedavisine de iyi geliyor.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Kampüs Camii (2014)
Erzurumlu hayırseverlerin ve üniversite personelinin desteğiyle inşa edilen ve yapımı 2,5 yıl süren kampüs camii 2014'te açıldı. Osmanlı ve Selçuklu mimarisinden esinlenerek yapılan Kampüs Cami'nin divit kalem şeklindeki minaresi dikkatleri çekiyor. Üniversite cami olmasından dolayı minarenin divit kalem şeklinde tasarlanmış olması görenleri de hayran bırakıyor. Engelliler için özel bölümlerin oluşturulduğu camide aynı anda yaklaşık 5 bin kişi ibadet edebiliyor.
Caminin minarelerinin yükseklikleri 40 metre; bu 40 vakit namazı sembolize ediyor. Minber 12 basamaklı; namazın 12 şartını işaret ediyor. Caminin pencerelerindeki vitray desenlerinde 6 çiçek yaprağı var; İmanın 6 şartına yorumlanmış, yine vitrayların dışarı kısımlarında 4 adet ayrı çiçek motifi var; bunlar 4 mezhebe işarete edilmiş. Caminin kubbesinde vitraylar üç boyutlu , bu vitrayların ortasında gizli görünen sütunlar imanı temsil ediyor, o sütunun etrafında ki yıldızlar ise İslam'ın güzelliklerini ifadelendiriyor.Kubbe çevresinde ise ülkemizde ilk kez bir camide Tebareke(Mülk)Süresi'nin tamamı yazıldı.