Iğdır il merkezi 3 beldeden ve 49 köyden oluşuyor. Iğdır merkez ilçe nüfusu 2020 ADNKS sayımı itibarıyla 96.887 olup, köy ve belde nüfuslarıyla birlikte 142.559'dur.
Yüzölçümü 1479 km2, Rakım 850 metredir.
MÖ 5000-4000 yıllarında bugünkü Azerbaycan Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadolu'da yerleşen Hurrilerden sonra; Mittaniler, Hititler, Asurlular, Kimmerler, Medler, Persler, Sümerliler ve Subailer gibi kavimlerin Orta Asya'dan gelerek bölgeye yerleştiği bilinmektedir. Urartular, Sakalar, Bulgar Türkleri, Sasaniler yönetti.
638 yılında Hz Ömer döneminde bölgede İslâmiyet yayılmaya başladı. 645 yılında Hz Osman döneminde Erzurum'da büyük Bizans ordusu yenildi, Aras boyları Müslümanların eline geçti. Abbasiler döneminde ise bölgeyi Türk valiler yönetmeye başladı. Alparslan'ın 1071'de Bizans ile yaptığı Malazgirt Savaşı sonrası, Iğdır ve çevresi artık Selçuklu egemenliğine girdi.
Sırasıyla Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safevîler ve sonra Safevilere savaş açan Yavuz Sultan Selim, 22 Ağustos 1514'te Çaldıran Muharebesi'yle içinde Sürmeli Çukuru'nun da bulunduğu Tebriz'e kadar olan toprakları Osmanlı Devletine kattı.
1747-1828 Revan Hanlığı sınırlarında kalan Iğdır, 1917 yılına kadar Rusların kontrolüne girdi. 1917'de patlak veren Rus İhtilali sonrası Türkler ve Ermeniler anlaştı ve Iğdır Millî Cumhuriyeti ilan edildi. Bu sebeple Iğdır Cumhuriyeti, 'Bağımsız İlk Türk Cumhuriyeti' oldu. 8 Temmuz 1920'de Ermeniler, yeniden Iğdır'a saldırdılar.
İl merkezi 14 Kasım 1920 tarihinde Kâzım Karabekir Paşa'nın orduları tarafından ele geçirilmiştir. Nitekim, Iğdır'da 14 Kasım tarihi ilin düşman işgalinden kurtarılışının yıldönümü olarak her yıl törenle kutlanır.
1934'de Kars'a bağlı ilçe olan Iğdır, 1991'de SSCB'nin dağılmasından sonra önemi iyice artmasından dolayı Ardahan'la birlikte 3 Haziran 1992 tarihinde Kars'tan ayrılarak il olmuştur. Iğdır'ın plaka kodu 76'dır.
Iğdır Merkez Ulu Camii (12.Asır/2004-2017)
Yapımına 2004 yılında başlanan ve minarelerinin uzunluğu 67 metreyi bulan 4 minareli, 8 bin kişilik Iğdır Merkez Ulu Camii 19 Temmuz 2013 tarihinde ibadete açıldı.
Ulu Cami'nin Ermenistan'dan görülen 82 metre yüksekliğindeki 4 minaresi var. Aynı anda 4 bin kişi namaz kılabilir. Camide ayrıca kapalı otopark, kurban kesim yeri, morg, müftülük hizmet binası, konferans salonu, Kuran kursu, dernek odası ve kütüphane bulunuyor.
Ulu Cami’nin tarihi, Iğdır’ın geçmişiyle iç içe geçmiş durumdadır. Önceki Cami, 12. yüzyılda inşa edilmişti. Bu dönem, Anadolu’da birçok Medeniyetin izlerinin bulunduğu bir dönemdir. Ulu Cami, ilk yapıldığı dönemde bölgedeki Müslüman toplulukların merkezi olmuştur. Zamanla, cami çeşitli onarımlar geçirmiştir. Her onarım, caminin tarihine yeni bir sayfa eklemiştir. Ulu Cami, tarihi süreçte birçok farklı inanç grubunun da buluştuğu yer olmuştur.
Türkiye'nin kuzeydoğusunda Iğdır ili merkezde yer alan büyük camilerden biridir. 16. Yüzyılda Safevî İmparatorluğu zamanında yapılmış. Taş kubbeli olan yapı tek minarelidir. Duvarlar ve mihrap, hat sanatının hakim olduğu mavi renkli çinilerle süslenmiş. Minber, kürsü ve mahfil, özenle işlenmiş ahşaptan yapılmış. 2013 yılında camiden toplam 500 metrekarelik bir alanı kaplayan 50 halı çalınmış. Halılar daha sonra bulunmuş olsa da, camiye yeni halılar serilmiş.
Adresi: Topçular Mahallesi, Kars Caddesi No:29 Iğdır.
Iğdır Ümmül Kur’a Camii ve Kuran Kursu (2016)
Adresi:Bağlar Mahallesi Mehmet Akif Ersoy Cadde No: 1 Merkez / Iğdır
Iğdır Kervansarayı, Harmandöven köyünde tarihi bir yapıdır. Selçuklu döneminden kalan bu kervansaray, 13. yüzyılın sonlarında Sürmeli Emiri Şerafeddin Ejder tarafından yaptırıldı. Bu nedenle Ejder Kervansarayı olarak da anılabiliyor. Yaptırıldığı dönemde, Batum, Ani ve Doğu Beyazıt kervan yolları üzerinde önemli bir konaklama ve ticaret merkeziydi. Kervansarayın mimarisi, kale görünümünde dikdörtgen bir plandır.
Anıtın temeli 1 Ağustos 1997 yılında atıldı. Türkiye’nin en yüksek anıtı olarak dikkat çekiyor. Bu anıt Türk şehitlerini sembolize etmek ve onların hatırasını yaşatmak amacıyla inşa edildi. Anıt, beş kılıçtan oluşan bir yapıya sahip. Kılıçların kabzalarında farklı tarihi devirlerin askerleri tasvir edildi. Bunlar Hun, Göktürk, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye askerleri olarak biliniyor. Anıtın etrafı yeşil alan ve park olarak düzenlendi. Yapının içinde ise bir müze de bulunuyor.
Iğdır’daki Koç Başlı Mezarlar, Türk kültürünün ve tarihinin izlerini taşıyan eşsiz bir açık hava müzesi. Bu mezarlar, 15. ve 17. yüzyıllarda Anadolu ve çevresinde hüküm süren Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletlerinin bir geleneğini yansıtıyor. Bu devletlerin bayraklarında sembol olan koç figürü, yiğitlik, kahramanlık, bereket ve hakimiyetin simgesi olarak mezar taşlarına işlenmiş.
Asma Köyü Kaya Mezarı, Iğdır’ın merkez ilçesine bağlı bir köyde bulunan tarihi bir mekan. Urartu dönemine ait olduğu düşünülen bu kaya mezarı, bugün mescit olarak kullanılıyor. Köylüler tarafından 20-30 yıl önce keşfedilen bu mezar, iki bölümlü bir yapıya sahip. Batı bölümünde bir adet kline, yani yatma yeri bulunuyor. Mezarın girişi doğuya bakıyor ve ahşap bir kapı ile kapalı. Mezarın içi 2 m yükseklik, 2.55 m genişlik ve 5 metre derinliğindedir. Mezarın yapımında kullanılan taşlar, Urartu’nun taş işçiliğinde ustalığını gösteriyor. Mezarın yatma yeri bölümü, Urartu’nun ölü gömme geleneğini anlatıyor.
Iğdır’ın en görkemli yerlerinden biri ise İrem Bağları, adını Kur’an’da geçen cennet bağından alıyor. Volkanik topraklarda yetişen üzümleri, kayısıları, elma ve armutlarıyla meşhur olan İrem Bağları, doğal bir vaha gibi. Iğdır'ın Melekli beldesi sınırları içinde yer alır.
Kur'an'da Ahkâf adıyla anılan, Yemen ile Umman arasında bulunan, katlı evleri, muhteşem sarayları ve meşhur İrem bağlarıyla anılan bir şehirdir. Bu şehrin adı Fecr suresinin 6. ve 8. âyetlerinde geçer ve Âd Kavmi'nin yaşadığı şehir olarak tanımlanır.