Konya'ya bağlı bir ilçedir. Tarihte Filomilion adıyla bilinir. İlçenin yüz ölçümü 1442 km², Denizden yüksekliği 1.050 m. Toplam nüfusu 93.719. İlçe, Konya-Afyon kara yolu üzerinde Konya iline 135 km, Afyonkarahisar iline 90 km mesafededir.
24 Ağustos her yıl Akşehir Onur Günü olarak kutlanır. Napolyon Kirazı meşhurdur. Bu kiraz 2004 yılında Akşehir Kirazı adıyla tescil ettirilmiştir.
Akşehir Lezzetleri; Zülbiye (Soğan Aşı), Herse, Toğga Çorbası, Kaymak Baklavası, Etli Ekmek, Ergörmez Aşı,
Nasreddin Hoca Peynir Baklavası, Sakala sarkan.
Nasreddin Hoca gençliğinden itibaren burada yaşamıştır. Türbesi Akşehir'de bulunmaktadır. 2007 yılında Nasreddin Hoca Derneği, Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan "Dünyanın Ortası Akşehir" şeklindeki tescil belgesini almıştır.
İlçede bulunan Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü harita üzerinde yüz ölçümü olarak Türkiye'nin en büyük 5. gölüdür (353 km²).
Araplar Akşehir'i, beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı "Belde-i Beyza" (Beyaz Şehir) olarak anmışlardır. Ancak sonra Anadolu'ya yayılan Türkler, Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında kenti almışlardır. Fakat Moğollar sonrası Fatih Sultan Mehmet 1467 yılında Akşehir'i fethederek tekrar Osmanlı topraklarına katar.
Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra, 18 Kasım 1921 tarihinden itibaren Garp (Batı) Cephesi Karargâhı Akşehir'e yerleşir. Büyük Taarruz için Akşehir'den Afyon'a doğru hareket ederler.
Konya merkezine yaklaşık 135 km uzaklıktaki Akşehir ilçesinde gezilecek en güzel parklardan biri olan Nasrettin Hoca Gülmece Parkı, Türk tarihinin önemli karakterlerinden Nasrettin Hoca'ya adanmış. Her biri farklı bir Nasrettin Hoca fıkrasını anlatan güzel heykelleri ile çocukların da çok ilgisini çeken parkta çiçek bahçeleri, yürüyüş yolları, dinlenme alanları ve kafeler mevcut. 60 yıldan fazla zamandır düzenlenen Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği’ne de ev sahipliği yapmaktadır.
Çini mozaik tekniğinin uygulandığı mihrabı, kesme taşlarla örülü kare kaideden sonra gelen, çinili sekizgen pabuç üzerine silindirik formlu tuğla minaresi ile Selçuklu eseri özelliklerini gösterir. Yapının tek kitabesi minarede yer alır. Minare kitabesine dayanılarak yapının, 1213 tarihinde veya birkaç yıl önce inşa edildiği kabul edilmektedir.
Konya'nın önemli simgelerinden ve Türk tarihinin ünlü karakterlerinden Nasrettin Hoca'nın 1284'te Akşehir'de öldüğü yerde bulunan mezarı, güzel erken dönem Türk-İslam mimarisi örneği. Dünyanın Ortası Nasreddin Hoca Türbesi adıyla bilinen yapı, Anadolu beylikleri döneminde yapılmış olup, 1878'de 12 sütun eklenmiş ve 1900'lerin başında restore edilmiş.
1921-1922 yılları arasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün karargâh olarak kullandığı bu bina, Büyük Taarruz’un hazırlıklarının yapıldığı, Kurtuluş Savaşı'nın kalbinin attığı yer.
1904-1905 yıllarında belediye binası olarak inşa edilen bu yapı, Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından cephe karargâhı hâline gelmiş.
Bina, 1905'de Belediye Binası olarak yaptırılmış, üç katlı olarak inşa edilmiştir. Bina içerisinde Nasreddin Hoca’ya ait 6 fıkradan esinlenerek oluşturulmuş 19 adet silikon heykel bulunmakta olup dönemine uygun olarak tefriş edilmiştir. Odalarında Nasreddin Hoca fıkralarının tiyatral olarak canlandırıldığı videolar izlenebilmektedir. Odaların duvarlarında ise yine Nasreddin Hoca fıkralarından esinlenerek oluşturulan minyatür tablolar var.
18 Kasım 1921’de Batı Cephesi Karargâhı Alagöz’den Akşehir’e taşındığında, bu binaya yerleşmiş. Burada geçen dokuz buçuk ayda, Büyük Taarruz’un tüm hazırlıkları yapılır ve 20 Ağustos 1922 günü, Mustafa Kemal Paşa bu binada, o büyük emri verir: 26 Ağustos sabahı taarruza geçilecektir.
Müzede; karargâhın orijinal toplantı odası, İsmet İnönü’nün balmumu heykeli ve çalışma masası; cepheye ait silahlar, kamalar, üniformalar, arşiv belgeleri, telgraflar, aile fotoğrafları; Batı Cephesi Karargâhı subayları ve Akşehir’den Milli Mücadele’ye katılıp şehit olan askerlere dair bilgiler var.
Akşehir Taş Medrese ve Taş Eserler Müzesi (1250)
Akşehir merkezinde bulunan medrese, Sahip Ata Medresesi olarak da isimlendirilmiştir. 1250 yılında Sahip Ata tarafından yaptırılmış. Mescit, türbe, hankah, imaret ve çeşmeden oluşmaktadır. Özellikle minaresi hayranlık uyandıracak güzelliktedir. Avlu tipi mimariye sahip olan medresede muhtelif zamanlara ait mezar taşları mevcut.