Gaziantep'in adı "Ayntab" (parlak pınar), halk arasında Antep, eski adı ve asıl adı ise “Kala-ı Füsus”tur. “Kala-ı Füsus” yüzük kalesi demektir. Bedrüddin AYNİ'ye izafe edilen rivayete göre buranın kötü bir hakimi varmış. Birçok uygunsuz işler yaptıktan sonra ettiklerine pişman olmuş ve tövbe etmiştir. Adı Ayni olduğundan, halk "Ayni tövbe etti" demiştir. Bundan ötürü şehrin adı "Ayni Tövbe" Aynitap olarak kalmıştır.
6222 km²'lik alanıyla Türkiye topraklarının yaklaşık olarak %1'lik bölümüdür. Rakım 850, Nüfus 2.227.737.
Abbasi Halifesi Harun Reşid, 782 yılında bölgeyi fethederek 'Avasım' şehri haline dönüştürdü. Bölge 1067 yılında Türklerin egemenliğine girdi. Bu tarihten sonra Gaziantep ve çevresi Anadolu Selçuklu Devleti ile Suriye Selçukluları egemenliğinde yer aldı.
Bölge 1258 yılında Moğolların istilasına uğradı. Memlûk Devleti, 1260 yılında Gaziantep'i Moğol istilasından kurtardı. 1516 yılında Gaziantep'e gelen Yavuz Sultan Selim bölgeyi Arap Eyaletine bağlı bir sancak merkezi yaptı. Gaziantep 1531 yılında Dulkadir Beylerbeyliği'ne (Maraş Eyaleti) bağlandı ve 1830 tarihine kadar devam etti. 1830 yılında Antep kaza merkezi yapılarak Halep Eyaletine bağlandı. 1908'de sancak merkezi oldu.
Cumhuriyetin ilanından sonra, 1924'de il oldu.
1989 yılında Büyükşehir Belediyesi kurularak, Merkezde Şahinbey ve Şehitkamil ilçeleri oluşturuldu.
Antep'te ne ünlüdür ?
Özellikle baklavası ve kebapları ile ünlüdür. Antep fıstığı, karpuz çekirdeği, kahke ve menengeç kahvesi yiyecek listesinin başında gelir. Beyran Çorbası, Yuvalama, Ali Nazik Kebabı, Nohut Dürümü, Simit Kebabı, İçli Köfte, Antep Lahmacun ve Firik Pilavı gibi lezzetlerle de ünlüdür. Bunun yanında yemeni, kutnu kumaşı ve bakır işleri ile de ünlüdür.
Gaziantep Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi (2024)
Merkez Şahinbey ilçesi Akkent Mahallesi'nde Şahinbey Belediyesi tarafından yaptırılan ve 4 Şubat 2024'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılan Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi, 6 minaresi, toplam 34 bin kişi kapasitesiyle Türkiye'nin en büyük ikinci camisi konumunda.
Çocuk oyun alanları, kütüphane, derslikler ve kurs bölümleriyle vatandaşların günün her saatinde vakit geçirebildiği cami ve külliye, turistik amaçlı gelen ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in kıldırdığı Cuma namazıyla, Erçelebi ailesi tarafından inşa edilen 3 bin 600 kişi kapasiteli Ali Erçelebi Camisi 2017 yılında ibadete açıldı. Süleyman Erçelebi tarafından yaptırılan camiye babası Ali Erçelebi'nin adı verildi.
Sadece Gaziantep'in değil, Türkiye'nin de en önemli tarihi yapılarından biri olan ve şehrin simgesi haline gelen Gaziantep Kalesi, bölgeye hakim yüksek bir tepede yer alıyor. Ülkemizin günümüze kadar tamamen sağlam kalmayı başarmış ender kalelerinden biri olan ve yaklaşık 6000 yıl önce Roma döneminde gözetleme kulesi olarak inşa edilen Gaziantep Kalesi, büyüleyici kaleler yapması ile ünlü Bizans İmparatoru Justinianus döneminde günümüzdeki halini aldı.
Osmanlı kaynaklarında 36 kulesi olduğundan bahsedilen kalenin günümüzde 12 tane kulesi bulunuyor ve bu kuleler sundukları büyüleyici Gaziantep manzarasından dolayı günün her saati turistlerle dolu. Memlükler, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar tarafından da zaman içinde küçük değişiklikler yapılan Gaziantep Kalesi, 1989 yılında aslına uygun olarak restore edildi.
Kurtuluş Savaşı'nda büyük başarı gösteren Gaziantep savunmasını anlatan etkileyici heykelleri ve resimleri ile halkın mücadelesini kronolojik bir sırayla veren mutlaka görülmesi gereken müzelerden biri. Şehrin işgal döneminin her anına tanıklık edilebilen müzenin bulunduğu noktadan Gaziantep'in büyüleyici panoramik manzaraları da izlenebilir. 12 dönümlük geniş bir alana yayılan, içerisinde Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel eşyaları, silahları ve üniformalarının sergilendiği özel bir bölüm de bulunan Gaziantep Panorama Müzesi mutlaka görmen gereken yerlerden.
Gaziantep Ömeriye Camii (7.Asır)
Gaziantep’in Düğmeci Mahallesi'ndeki Ömeriye Cami, Antep’in en eski camisidir. 1210 yılında tamir geçirdiği kayıtlarda yazmaktadır. Caminin kimin tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte; Halife Hz. Ömer zamanında yapıldığı ya da Hz.Ömer’in kızından olma torunu Emevi Halifesi Ömer Bin Abdülaziz tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Hz. Ömer'in yaptırıp Ömer Bin Abdülaziz'in onarttığı şeklinde söylentiler de vardır. Caminin bir diğer adı da İki Ömer anlamında Ömereyn'dir.
Halife Hz. Ömer , İslam topraklarına kattığı Antep’ten ayrılırken muhafazasına bıraktığı Askeri birlik komutanı, şehrin surla çevrilmesi üzerinde durur. Hz. Ömer ise şu cevabı verir:
“ Antep surla çevrilmiştir”. Komutan bu cevaptan bir şey anlayamaz ve sorar. “ Nasıl Ya Emirel Davud.” Hz. Ömer; “ Antep çevresinde surlarımız vardır. Sahabeden beş arkadaşımızı burada şehit verdik ve defnettik gidiyoruz. Said İbn-i Ebu Vakkas, Ökkeş (Hz. Ökkeşiye), Karaçomak, Pirsefa ve Davud’u Ejder bu bölgenin manevi bekçileridir. Antep’in surlarıdır. Allah şehitlerimizin mezarlarını küffara çiğnetmeyecektir.”
Gaziantep Hazreti Yuşa Peygamber ve Pirsefa Hazretleri Türbesi:
Hz. Yuşa peygamber ile Pirsefa hazretlerinin türbeleri aynı yerde bulunmaktadır.
Hz. Yuşa Peygamber:
Yuşa Peygamber (a.s.) İsrailoğullarından olup, Hz. Musa'nin yeğenidir. Israiloğulları'na gönderilen
nebilerden olduğu da kabul edilmektedir. İsrailoğullarının Firavun'dan kurtulduktan sonra Musa aleyhisselam ile birlikte "iki denizin birleştiği yere" (Kenan'a) kadar yaptıkları tarihi ve gizemli yolculukları ve burada Hizir (a.s) ile buluşmaları Kuran-ı Kerim'de Kehf Suresinin 60-65. ayetlerinde anlatilmaktadır. Kehf suresi 60. ayette sözü edilen "genç adam"in ve Maide suresi 23. ayetteki "iki kişi den birinin Hz. Yuşa a.s olduğu kabul edilmektedir. Bazı tefsirlerde Hz. Musa Aleyhisselamın vefatından sonra Yuşa aleyhisselamın peygamber olarak görevlendirildiği nakledilmektedir.
Pirsefa Hazretleri:
Rivayetlere göre Pirsefa'nın Hz. Yuşanin türbedari olduğu ve ölünce buraya gömüldüğü söylenmektedir. Bir başka rivayete göre ise Pirsefa Medinelidir ve ensardandır. Gaziantep in Müslümanlar tarafından fethinde Hz. Ali kumandasında buraya gelmiş, Karaçomak'la yan yana savaşırken uğradiğı zorlu bir kiliç darbesi ile gövdesi ikiye bölünmek suretiyle şehit olmuştur. Bunun üzerine Hz. Omer, Hz. Yuşa'nın yanına
defnederek "Kendini Peygamber-i Zişan'la Komşu ettim" demiştir.
Gaziantep Sad Bin Ebu Vakkas Hazretleri Türbesi:
Aşerei mübeşşereden sahabe Sad bin Ebi Vakkasın makamı. Türbe içerisinde namaz kılma yeri de var. Antep Adıyaman yolu üzerinde Araban çıkışında Besniye girmeden önce ziyaret köyüne yönlendiren tabela ile gidilebilir.
Hz. Ukkaşe Türbesi:
Gaziantep İslahiye ilçesi Durmuşlar köyünde bulunan Hazreti Ukkaşe'nin (r.a.) türbesine, Nurdağı Gaziantep istikametinden 2 Km gittikten sonra sağa dönülerek, 17 Km uzaklıktadır.
Hz Ukkaşe Kimdir.
Yapılan araştırmalarda, türbenin Resulllah (sav)’in arkadaşlarından Ukkaşe b. Mihsan el-Esedi (ra) adına yapıldığı saptanmıştır. Asıl adı Ukkaşe b. Mihsan el-Esedi (ra) olan Hazreti Ukkaşe, kimi zaman Ökkaşe diye de zikredilmektedir.
Hz Ukkaşe (r.a.) ashabın ileri gelenlerinden ve fazilet erbabından olup Medineye hicret ederek, Bedir savaşına katılmış hayatı boyunca büyük zorluklarla karşılaşmış ve yılmadan mücadeleden çekilmemiştir. Bedir savaşı esnasında kılıcı kırlmış, Hz. Peygamberin ona verdiği bir hurma dalı kılıç vazifesi görmüştür. Hz. Ukkaşe (r.a.) daha sonra Uhud ve Hendek gibi savaşlarada katılmıştır. Ebu Hureyre ile İbni Abbas kendisi hakkında güzel hadisler rivayet etmişlerdir.
Peygamberimizin sağlığında Hz Ukkaşe'nin cennet ehlinden olması için duada bulunmuştur. Dünyada iken cennetle müjdelenen kişilerden olan Hz Ukkaşe (r.a.) Peygamberlik mührünü öpüp gören tek sahabedir.