Burası Muş'tur , Yolu Yokuştur. Yazın tozu, kışın buzu, kargadan başka yoktur kuşu,
gözünü sevdiğimin muş'u.
Muş Ovası'nın kenarında kurulan bu Doğu Anadolu Bölgesi şehri, lalesi ve üzümü ile tanınır. Kent ve daha çok il Selçuklu dönemi eserleri; Malazgirt Savaşı ve Alparslan ile özdeşleşmiştir.
Muş, 1929 yılında Bitlis vilayetinden ayrılarak il olmuştur. Yüzölçümü 2729 km2, Rakım 1400 m, ilin oplam nüfusu 391.000. Merkez nüfus ise 202 bin. İlçelerinden; Bulanık (70 bin), Malazgirt (42 bin), Varto (29 bin), Hasköy (26 bin), Korkut (22 bin).
Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Muş şehrinin adı, Süryanice "Muşa" yani suyu bol kelimesinden gelir. Araplar ise şehre "Tarun" adını takmışlardı. Şehirde Malazgirt Savaşı ve Alparslan ile ilgili eserler yer alır. Muş’ta yer alan ören yerleri, kaleler, kilise ve camilerin yanında göller ve vadiler de görülmeye değer yerlerdir.
Asur kaynaklarına göre Muş yöresi MÖ 13. yüzyılda Urartulara bağlı Nairi ülkesinin sınırları içerisindedir. Sonraki kaynaklarda Taron adıyla geçen yöre sırasıyla İskit, Med, Pers, Makedon, Selevkos, Roma, Part, Arsakes ve Bizans yönetiminde kaldı.
Arap (641). Bizans (966) Selçukluk (XI. Yüzyıl). Moğol (1260) Akkoyunlu Karakoyunlu ve Safevi dönemlerinden sonra 1515 yılında Yavuz Selim tarafından Osmanlı ülkesine katılmıştır. Osmanlı döneminde Van Beylerbeyliğine bağlı, 1879 yılında ise Bitlis eyaletine bağlı bir sancak merkezi olmuştur. 18 Şubat 1916 - 1 Mayıs 1917 tarihleri arasında Rus işgalinde kaldı. Cumhuriyet döneminde 1923 yılında il (1926-1929) arası Bitlis iline bağlı ilçe olmuştur. Muş, 1929 yılında Bitlis vilayetinden ayrılarak il olmuştur.
Muş ilinden Yemen'e çok sayıda genç “ölürsek şehit kalırsak, gazi oluruz” diyerek askere gitmiştir. Yemen'in öldürücü sıcağı ve düşmanı ezici çoğunluğu nedeni ile gidenlerin çoğu geri dönmemiş ve şehit düşmüştür. Yemen Türküsü Yemen'de çatışmada ölen Osmanlı askerleri için yakılmış bir ağıttır. Türkü de geçen “Burası Muş'tur yolu yokuştur” diyenler ve türkünün yazarı Düriye Keskin 'in Muş da yaşadığını için türkünün Muş'a ait olduğudur.
Muş’un Murat Nehri üzerinde bulunan bu tarihi köprü Selçuklular dönemi 13. yüzyılda inşa edildiği yapılan araştırmalar sonucunda tespit edildi. Zamanla çeşitli restorasyon çalışmaları geçirdi. Günümüzdeki hali ise 1871 tarihli bir restorasyon sonucunda ortaya çıktı. Köprü, 143 m uzunluğunda, 4.77 m genişliğinde ve 16–18 m yüksekliğinde 12 gözlü olarak planlanmış.
Köprü günümüzde halen daha kullanımdadır.
Muş Kalesi, kentin merkezinde yer alıyor. Bu kale, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu nedenle de büyük bir tarihi öneme sahip. Kale, her yıl binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor Muş Kalesi, şehrin en eski yerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Urartular döneminde, bölge Urartu Krallığı’nın bir parçası haline geldi ve kalenin de tarihinin bu dönemde başladığı düşünülüyor. 7. yüzyıl ortalarında Moğol istilasının ardından Hz. Osman zamanında bu çevre ile birlikte kale, savaşlarda birçok kez el değiştirdi. İlerleyen yıllarda ise, Danişmentliler, Saltuklular gibi Türk beyliklerinin ve Selçuklu İmparatorluğu’nun hakimiyeti altına girdi.
Muş Müzesi (1937)
1937 yılında yapımına başlanılan ve 1938 yılında tamamlanan Atatürk İlkokulu Binası, 2021 yılında Muş Müzesi olarak hizmete açıldı. Müze, Tunç Çağı, Demir Çağı, Roma, Helenistik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerle dolu. Bu eserler, kazı, satın alma, müsadere ve bağış yoluyla müzeye kazandırıldı.
1307’de Miralay Seyfi Bey tarafından yaptırılan Yıldızlı Han, Muş şehir merkezindedir. Erzurum-Muş-Bitlis güzergahını takip eden tarihî İpek Yolu üzerindedir. 613 metrekare üzerine kurulmuştur ve iki katlıdır. Alt katı kesme taştan, üst katı Selçuklu mimari yapısına uygun olarak kerpiçten yapılmıştır. Her iki katında toplam 52 dükkân olan han, 1916 Rus işgalinde tamamen tahrip olmuştur. 2015-2019 yılları arasında restore edilmiştir.
Anadolu’da çokça bulunan kiliseden çevrilen camilerden birisi de Muş Ulu Camii'dir. Konumu, Alaeddin Bey ve Hacı Şeref camilerinin batısında. Caminin minaresi, 1966 depreminde yıkılsa da 1968 yılında yeniden inşa edildi. Cami, tarihi ve mimari özellikleriyle Muş’un önemli yerlerinden biri.
Muş’un şehir merkezi Kale Mahallesi’nde Eski Çarşı denilen yerde Selçuklu yapısı olan Aslanlı Han’ın içinde yer alıyor. Mimari özelliklerine bakıldığında, caminin 17. yüzyılda inşa edildiği anlaşılıyor. Camiye sonradan eklenen minare 1902 yılında inşa edilmiş. Doğu kapısının hemen yanında Başları Kesik Şehit Kardeşler kabristanlığı bulunmaktadır.
Rivayete göre bu zat savaşta başı gövdesinden ayrılmış olmasına rağmen kopan başını koltuğunun altına alarak savaşmayı sürdürmüş, daha sonra bugünkü mezarının bulunduğu yere gelerek şehit olmuştur.
Muş’un merkezinde, tarihi dokusu ve mistik havasıyla Alaeddin Bey (Paşa) Camii bulunuyor. Bu cami, 18. yüzyılın başlarında, Muş mütesellimi Alaeddin Bey tarafından yaptırıldı. Ulu Cami ve Hacı Şeref Camii ile birlikte kent merkezindeki üç tarihi camiden biri olarak dikkat çekiyor.
Muş İmam-ı Şafii Camii ve Külliyesi (2025)
Muş’ta hayırseverlerin desteğiyle yapımı tamamlanan 12 bin kişi kapasiteli İmam Şafii Camii 28 Şubat 2025 tarihinde ibadete açıldı. Muş çarşı merkezinde yer alan caminin yapımı yaklaşık 10 yılda tamamlanandı. Cami, bölgenin en büyüklerindendir. İçerde 8 bin, dışarı ile toplamda 12 bin kişi aynı anda ibadet edebiliyor.
Muş Lale Camii ve Külliyesi (2013)
Muş - Hasköy Merkez Kul Zühdü Camii (2022)
Muş'un Hasköy ilçesi Sayanlar Mahallesi'nde 10 bin m2 alana inşa edilen, Osmanlı ve modern mimari izlerini taşıyan 3.700 kişilik Kul Zühdü Camisi ibadete açıldı. Hasköy Merkez Yeni Cami Derneği katkılarıyla 2014'te inşaatına başlandı ve Mekke`deki camilerden esinlenerek Osmanlı ve Selçuklu mimarisine uygun şekilde inşa edildi. İl dışında yaşayan Hasköylüler, ilçe merkezinde ikamet eden vatandaşlar ve Diyanet İşleri Başkanlığının yardımı ile inşa edilen cami için, ayrıca Almanya`da yaşayan Zühdü Kul isimli hayırsever bir vatandaş 150 bin avro bağışladı. Cami Muş-Bitlis kara yolu yanında inşa edildi.