Harput
Kalesi, camileri, türbeleri, tarihi evleri, çeşmeleri, hamamları, diğer tarihi kalıntıları ve piknik alanlarıyla ilimizde yerli ve yabancı turistlerin ve hatta yöre halkının en çok ziyaret ettikleri mekân Harput'tur.
Manası "Taş Kale" olan Harput, Şehir merkezinden 6 km kuzeydoğuda ve şehir merkezinden yaklaşık 220 metre daha yüksekte yer alır. Korunaklı ve savunmaya elverişli yalçın kaya blokları üzerinde kurulan ve günümüzden yaklaşık 4.000 yıl öncesine uzanan tarihi bir yerleşim bölgesidir. İlk sakinleri Hurriler ve sonrasında ise Hititlerdir. Hititler, bu bölgeye İşuva diyorlardı. Hititler sonrası bölge Asur ve Urartu mücadelesine sahne olmuştur. Urartular da bölgeyi Supani olarak adlandırmışlardır.
Daha sonra Medler, İskitler dönemi, ardından Persliler ile Romalılar, sonrasında da Bizanslılar ile Sasaniler arasındaki mücadelelere sahne olmuş ve sık sık el değiştirmiş ve 642-934 yıllarında Müslüman Arapların akınlarıyla bölge Araplar idaresine girmiş ancak Araplar ve Bizanslılar arasındaki mücadelelere sahne olan bir sınır bölgesi olmuştur. Araplar Hısn-ı Ziyad, Romalılar Sophene, Bizanslılar bir dönem Ziata Castellum ve sonraki zamanlarda ise bugünkü söyleyişe çok yakın olan Kharpote diye adlandırmışlardı. 934 yılında Bizanslılar tekrar bölgede hakimiyet sağlamıştır. 1085 yılında Sultan Alparslan'ın komutanlarından Emir Çubuk Bey tarafından Bizans generali Philaretos Brachamios'un hakimiyeti altındaki Harput fethedilmiştir.
Harput Ulu Camii (1157)
Elazığ il sınırı içindeki Harput'ta yaptırılan cami, Artuklu hükümdarı Fahrettin Karaaslan tarafından 1156 - 1157 yılları arasında yapılmıştır. Bu cami birçok farklılıklarıyla dikkat çekmektedir. Anadolu'da ki en eski camilerden biri olması ve minaresinin hafif sağ tarafa eğik konumda olması kendine has bir hava yaratmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu Pisa Kulesi'den daha eğik bir açıyla temellendirildiği tespit edilmiştir.
Akkoyunlu Hükümdarı Hasan Bahadır Han’ın annesi Sarahatun tarafından 1465 yılında mescid olarak yaptırılmış. 1585'te tamir edilmiş ,1843 yılında yapılan onarımla da bugünkü halini almıştır. Cami kare planlı olup ,minberi taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Minaresi 1898 yılında tamamlanan cami; bir külliye halinde inşa edilmesine rağmen bugün yalnızca camii kısmı mevcuttur. Hâlâ ibadete açıktır.
Harput Kalesi (MÖ 900)
Elazığ şehrinin gözdesi olan kale Harput Mahllesi'nde bulunmaktadır. Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Rivayete göre yapımında kullanılan harca su yerine süt eklenmiştir bu nedenle "Süt Kalesi" olarak da adlandırılan bu tarih kokan kale Elazığ'ın bir çok noktasından görülmektedir.
Tarihi MÖ 900’lü yıllara dayanan Harput Kalesi’nin kökenleri Urartular’a kadar uzanır. Yüzyıllar boyunca Persler, Partlar, Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Artukoğulları, Selçuklular, Akkoyunlular ve Osmanlılar arasında el değiştirmiş.
Harput Buzluk Mağarası
Harput antik kente bulunan mağara, Elazığ merkeze 12 km, Harput'a 6 km uzaklıkta yer almaktadır. Buzluk Mağarası'nın klimatik ve morfolojik şartları sonucu yazın buz oluşurken, kış aylarında buz oluşmuyor. Bu özelliği Türkiye'de tek, dünyada 45 mağaradan biri.
Balakgazi Parkı ve Cam Seyir Terası
Harput mahallesinin girişinde bulunan ve şehre hakim bir noktada yer alan ilk açıldığından beri şehrin simgeleri arasında yer alan Balakgazi Parkı önündeki kayalıklar üzerine, 220 metrekare zemine sahip.
Harput Ensar Mangal Vadisi
Harput'a gelmişken Elazığ'ın leziz yemeklerini yemeden gitmek olmaz. Harput'ta daha önce hamam olarak kullanılan ve sonrasında da lokanta şeklinde işletilen Ensar Mangal Vadisinde yöresel tatlar var.