Yüzölçümü: 14.505,00 km2, Rakım 568 m. 2025 yılı verilerine göre nüfusu 1.176.000.
İlceleri; Onikişubat 436.385, Dulkadiroğlu 217.530, Elbistan 130.246, Afşin 78.836, Türkoğlu 78.047, Pazarcık 67.057, Göksun 49.576, Andırın 32.059, Çağlayancerit 22.498, Nurhak 11.824, Ekinözü 10.047.
2012 yılında Büyükşehir unvanı alan, dövme dondurmasıyla dünyaca meşhur Kahramanmaraş’a, Kurtuluş Savaşı’ndaki direnişi nedeniyle İstiklal Madalyası verilmiştir.
3.000 yıl önce adı Gurdum olan kent, sonra Margasi, Germenicia, Marasion ve Mer’aş adıyla anıldı.
Bulgur pilavı (Etli, salçalı; sebzeli ve ciğerli), Acem ve Türkmen pilavı, Keçi peyniri, Şekerli peynirli börek, Çökelekli börek, sebzeli peynirli börek, Sumak ekşili havuç salatası, Borani, yani pazı cacığı; Ekşili aya sulusu; Cevizli kırma (macun kıvamında cevizli pekmez) ve Zeytinyağlı kuru dolma...
Paleolotik çağ, Neolitik ve MÖ 2000 Tunç çağları.
Hitit Dönemi (M.Ö. 2000-1200), Geç Hitit Dönemi (M.Ö. 1200-700), Asurlular Dönemi (M.Ö. 720 - 612), Medler Dönemi (M.Ö. 612-550), Persler Dönemi (M.Ö. 550-333), Makedonyalılar Dönemi (M.Ö. 333 -58), Büyük Roma İmparatorluğu Dön.(M.Ö. 58 - M.S. 395), Bizans Dönemi (395-637), İslam Dönemi (637- -), Selçuklu Dönemi (1086-1097), Haçlı Senyörleri Dönemi (1097-1149), 2.Kez Selçuklu Dön. (1149-1337), Dulkadirli Beyliği Dönemi (1337-1522), Osmanlı Dönemi (1522-1923), Cumhuriyet Dönemi (1923- -)
Eyaletin adı 1831'de Maraş olarak değiştirilmiştir. 1898'de Halep vilayetine bağlı bir sancak merkezi idi. 22 şubat 1919 da İngiliz işgali altına girdi. İngilizler Musul karşılığında çekilince 30 Ekim 1919 da Fransız birlikleri Maraş'a girdi.29 Kasım 1919'da Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Araplar ve Harabe Çatışmaları ile 21 Ocak 1920'de başlayan mücadele Fransızları çekilmeye zorlamıştır.
Kurtuluş Savaşı sırasında halkın gösterdiği direnişten dolayı TBMM tarafından 5 Nisan 1925 tarihinde şehre İstiklal Madalyası verilmiş ve 7 Şubat 1973'te adı Kahramanmaraş olarak değiştirilmiştir.
Kahramanmaraş'ta, 1800 metre rakımda Ahır Dağı'nın zirvesindeki 40 dönümlük alana işlenen Türk bayrağı yurtta şu ana kadar yapılan en büyük bayrak, 6 dönümlük alana ise İstiklal Madalyası işleniyor. Toplamda 46 dönümdür ki Kahramanmaraş ilinin plaka kodundan esinlenilmiş.
Türkiye'nin büyük camilerinden biri olan cami, 10 bin kişi kapasitelidir. Yapımı 2011 yılında tamamlanarak ibadete açılmıştır. Şehrin her yerinden görülebilen cami Mercimek Tepe üzerine yapılmıştır. Cami arkasındaki Ahırdağında Dünyanın en büyük Türk bayrağı yaklaşık 40 dönüm üzerine nakşedildi.
Adana yolu üzerinde yer alan Malik Ejder Türbesi, Kent merkezine 6 km uzaklıkta yer alır. Türbe 1201 yılında inşa edildi. Maraş’ın merkezine yakın konumda bulunan Kumaşır Gölü’ne bakan noktada yer alan türbe, merkezi bir plana sahiptir. Camisi, türbe bölümü ve çevre düzeni ile restore edildi.
Mâlik bin Ejder
EJDER adı, Kahramanmaraş yöresinde yaygın bir erkek adı!
Bir rivâyette Mâlik bin Ejder'in, Hz. Ömer tarafından bu yörede görevlendirilmiş cesur ve yiğit bir sahabe olduğu yer alıyor.
Bu ad sözcük, dilimizde kullanılan "ejderha"nın kısaltmasıdır.
Nişanyan, ejderha sözcüğünün etimolojisiyle ilgili olarak şunları yazmış:
Farsça ajdahāk (اژدهاک) veya ajdahā (اژدها) “İran mitolojisinde efsanevi yılan-kral, dragon” sözcüğünden alıntıdır.
Bu sözcük Orta Farsça aji-dahāk “yılan-kral, Dahak” sözcüğünden evrilmiştir.
Orta Farsça sözcük Avestaca aynı anlama gelen aji-dahāka- sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Avestaca aji “yılan” sözcüğünden türetilmiştir.
Bu sahabenin adıyla ilgili olarak bir başka rivayet şöyledir:
Malik; Bizanslılarla Suriye’de yapılan Yermük Savaşı’nda gözünden yaralanmış bundan dolayı kendisine "el-Eşter (göz kapakları ters) denilmiştir.
Bir diğer ihtimal ise "lâyık, münasib, uygun, nihâyet, son" anlamlarına gelen "cedir (جدیر)" sözcüğünden türemiş olabileceğidir. (Cedir>ecder ~ اجدر)
Kahramanmaraş'a gidipte Maraş'ı Kahraman yapan fitili ateşleyen Sütçü İmam'ın mezarına bir fatiha okumadan dönmek olmaz. Merkeze çok yakın bir noktada ancak zor bulunuyor. Yakın zamanda yaşanan büyük deprem dolayısıyla yanındaki cami zarar görmüş etrafı düzensiz, inşallah layıkıyla etrafa çeki düzen verilir. Gerçi bu mütevazi mezar ancak halk adamlarına yakışır, mezar taşında keramet arayanlara cevap gibi...
SÜTÇÜ İMAM
Milli Mücadelemizin timsali olan Sütçü İmam, Maraş'ın Fevzipaşa (Bektutiye) Mahallesi Hane 112, Cilt 9/1 Sahile 177 de kayıtlıdır, Babası Kireçcioğullarından Ömer Efendi, Annesi Tiyeklioğullarından Emine Hanımdır.
1878 yılında doğan İmam fakir bir ailenin çocuğu idi. Kendi halinde Uzunoluk Camii'nin imamlığını "Allah rızası" için yapan imam, geçimini de caminin biraz altındaki küçük dükkanında süt satarak temin ettiği için İmam olan asıl adı "Sütçü İmam olarak bilinirdi.
31 Ekim 1919 da düşmana ilk kurşunu atan Sütçü imam, düşmanın Maraş'tan kovulmasından sonra, harpteki fedakârlıklarına mükafat olarak belediyeye odacı alınmış, bu vazifesi yanında kaledeki topun idaresi kendisine verilmişti.
Abdülmecit halife olunca 101 pare top atmak için kaleye çıkmış, daha yarısını atamadan iyice ısınan topun, barutun ateş alması neticesi yandı.
Derhal Alman Eğitim hanesinde tedavi altına alındıysa da iki gün sonra 25 Kasım 1922 tarihinde Hakkın rahmetine kavuştu. Çınarlı Camii mezarlığına defnedildi.
3 Kız bir erkek çocuğu vardır. ilk kurşunun atıldığı Uzunoluk meydanında 1936 yılında Belediye başkanlığı yapan Hasan Sükuti TÜKEL tarafından bir anıt ve çeşme yaptırılmış, 1977 yılında da Kıbrıs meydanına Kurtuluş anıtı yaptırılmış.
1980den sonra Sıkıyönetim Komutanlığının gayreti ile Çınarlı Camii avlusundaki mezarı türbe haline getirilmiştir.
Şol koca Maraş’ı gördüm düşümde;
Akçadağlara kanat açmıştı bayraklarda.
Bir düğün tutulmuş töreye göre,
Seymenler geliyordu uzaklardan.
Ahır dağı dersen duman dumandı,
Rüzgarı turaç seslerince ılımandı,
Zamanlar içinde bir kutlu zamandı,
Maraş kıyama durmuş tümen sütçü imamdı;
Ak ak minarelerde, yanık ezgilerde.
Bir gaze Maraş yansıdı, bir boz abalı ede…
Minyatür bahçelerde, kutu evlerde,
Bir mayalanma vardı ki şafaklardan…
Sütçü İmam’ın anısı, Uzunoluk’ta ilk kurşunu attığı yerde 1936’da yapılan anıt çeşmede yaşatılmaktadır. Sütçü İmam Çeşmesi ilk yapılışından sonra yol ve altyapı çalışmaları bahane edilerek birkaç kez yıkılmış, form değiştirerek yeniden yapılmıştır. Son haline 2018’de kavuşmuştur.
Anıt, Kıbrıs Meydanında Bulunmaktadır.Heykel;Sütçü İmam'ın Fransız askerini öldürmesi, Türk Kadını koruması ve Atatürk tasvir etmiştir. Sütçü İmam’ın hatırasına şehit edildiği yere 1936’da dikilmiştir. Kitabesinde; “31 Teşrin 1920’de Sütçü İmam, Türk namusunu burada silâhıyla korudu, 1936” yazılıdır.
Vakfiyelere göre Ulu Cami, Dulkadiroğlu Beyliği Hükümdarı Süleyman Bey tarafından 1442-1454 yılları arasında yaptırılmıştır. Daha sonra Süleyman Bey’in oğlu Alaüddevle tarafından 1501 yılında yenilercesine tamir ettirilmiştir. Ahşap tavanlı camiler gurubuna giren yapı tek şerefeli minareden oluşur ve Anadolu Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşır.
Kurtuluş Mahallesindedir. Yavuz Selim Sultan (XV. yy) adına yaptırılmıştır. Avlu giriş kapısı üstünde XIX. yy. başlarından onarım yazıtı vardır. Kesme taştan, son cemaat yeri ve ana mekânı ahşap çatılı bir yapıdır. Son cemaat yerinin solundaki sivri tonoz örtülü, dikdörtgen planlı türbeye, birkaç basamakla inilen yalın kapıdan girilir.
Dulkadiroğlu Beyliği Hükümdarı Alaüddevle Bey tarafından XV. yüzyıl sonunda inşa edilmiştir. Günümüzde mescit ve depo olarak kullanılmaktadır. Kurtuluş Mahallesi’nde Ulu Camii yanında bulunan Taş Medrese, medrese, mescit ve türbeden oluşan küçük bir külliye şeklinde yapılmıştır. Çeşitli onarımlar görerek günümüze kadar gelen yapı, orijinal dokusunu korumaktadır. Medrese 1920’li yıllara kadar fonksiyonunu sürdürmüş, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1991-1992 yıllarında restore edilmiştir.
Şehrin tam merkezinde yer alan kale üzerinde yapılan çalışmalarda Geç Hititler dönemine ait pek çok tarihî eser bulunmuş, Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda kale kapısında yer aldığı belirtilen Maraş Aslanı da bu eserlerden biridir. Geç Hititler zamanında yapılan kale diktörtgen planlı olup, ortalama 1,70 m. kalınlığında surlarla çevrilmiştir.
Kahramanmaraş denilince akla ilk gelenler arasında ünlü dondurması ve dondurmacıları yer alıyor. Bu alanda bir de müzeye sahip olan kentte Dondurma Müzesi, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Maraş dondurmasının tarihini, yapımını, sunumunu ve lezzetini keşfedebileceğiniz müze şehirdeki bir hanın restorasyonu sonrasında açıldı. Üç kat planlı olan bu müzede dondurmanın yapılışı hakkında derin bilgilere sahip olabilirsiniz. Dondurmanın hammaddeleri, üretim aşamaları ve kullanılan aletler, tahnit sanatıyla doldurulmuş keçiler, satış usulleri, kültürel özellikleri ve ulusal-uluslararası tanınırlığı gibi birçok bilgi var.
Maraş dondurmasının ortaya çıkışı, Osmanlı dönemine kadar uzanan ilginç bir hikâyeye dayanır. Rivayete göre, Maraşlı Osman Ağa adında bir esnaf, Osmanlı saraylarına yabani orkide köklerinden elde edilen salep satıyordu. Bir gün, satışlardan artan salebi süt ve şekerle karıştırıp kara gömer. Ertesi gün karışımı kontrol ettiğinde, salep ve sütün soğuk hava etkisiyle yoğunlaşıp sakız gibi sündüğünü fark eder. Osman Ağa, bu yeni keşfettiği lezzeti çevresindekilere tattırır ve büyük beğeni toplar.
İlk başlarda “Salepli Karsambaç” olarak bilinen bu lezzet, zamanla geliştirilerek “Maraş dondurması” adını alır. Maraş dondurmasının en önemli özelliklerinden biri, Maraş dağlarında kekik, çiğdem, keven ve sümbül gibi doğal bitkilerle beslenen keçilerin sütünden yapılmasıdır. Bu doğal beslenme, dondurmanın kendine has lezzetini ve dayanıklılığını sağlar. Bugün, Maraş dondurması, Türkiye’nin dört bir yanında büyük bir keyifle tüketilen, geleneksel bir tatlı olarak bilinmektedir.
Onikişubat İlçesinde yer alan ve harika manzarası ile kendisine hayran bırakan Ali Kayası, Menzelet Baraj Gölü’nün hemen üzerinde yer alıyor. Yaklaşık olarak 148 m yükseklikte yer alan ve adını Hz. Ali’den alan bu kaya, efsanelere konu oldu. Rivayete göre, Hz. Ali’nin atının ayak izi kaya üzerinde yer aldığı ve bu nedenle birçok kişinin kayayı ziyarete geldiği söyleniyor. Kayanın yanı başında manzarayı seyretmek için yer alan cam balkon da buraya gelenleri kendisine çekiyor. Cam terasın üzerinde yürümek biraz korkutucu ama aynı zamanda heyecan verici bir deneyim olabiliyor.
Kahramanmaraş Türkoğlu Beyoğlu Bababurun Kalesi
Türkoğlu’na bağlı Beyoğlu Mahallesi sınırları içerisinde olan ve Gavur Gölü ile Beyoğlu arasındaki yol üzerinde bulunan Bababurun Kalesi, Millî Mücadele döneminde stratejik müdahalelerin yapıldığı bir yer olmuştur. Dörtyol’daki ilk Kuvay-ı Milliye’nin teşekkülüne rağmen Kuvay-ı Milliye’nin güney cephesindeki ilk hamlesi önce Bahçe ve İslahiye üzerinden Türkoğlu’na gelmekte olan Fransız birliklerinin Ceceli Köyü’nde pusuya düşürülmesi olayıdır. Bu olaydan kısa bir süre sonra Bababurun Kalesi’nde Fransız askerlerinin ve Ermeni gönüllü birliklerinin önü kesilmiş, 8 Fransız askeri esir alınmış, 5 Ermeni askeri de Kuvay-ı Milliye tarafından vurulmuştur.