اَلَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَٓا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُۜ قُلْ قَدْ جَٓاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْل۪ي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذ۪ي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Diyanet Vakfı Meali
«Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti» diyenlere şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz? (Aliimran 3:183)
*Bazı tefsirlerde nakledilen bir rivayete göre Medine’deki yahudilerin, müslüman olmamak için bahane olarak ileri sürdükleri bu özel mucize şartı, Hz. İsa’nın risaleti ile kalkmıştır.
El-Menar tefsiri - Âl-i İmrân Suresi 183. Ayet Açıklaması
Yahudiler kutsal ayinler için bazı kurbanlarını yemiyor, yakıyorlardı. Peygamber onlara kurbanların yakılmamasını, yenilmesini emredince bu defa Yahudiler, Allah’ın kendilerinden kurbanların yakılması hükmünü getirmeyen hiçbir peygambere iman etmemek üzere ahit aldığını ileri sürerek akıllarınca teslim olmaktan kaçındılar.
Erhan Aktaş - Âl-i İmrân Suresi 183. Ayet Açıklaması
*Tevrât’ta geçen; “Sahte Nebi ile gerçek nebiyi ayırt etmek için bir kurban keserek Allah’a dûa edin, gökten bir ateş iner de kurbanı yakarsa; bu Nebi olduğunu söyleyenin doğru söylediğine işârettir.” şeklindeki habere atfen.
Mehmet Türk - Âl-i İmrân Suresi 183. Ayet Açıklaması
1- Bu, “ateşin yiyeceği kurban mûcizesi,” Yahûdîler tarafından uydurulan bir yalandır. Tevrât olduğu iddiâ edilen kitapta, “yakılmış kurbanlardan” bahsedilmesi, Peygamberliğin işareti olarak böyle bir mûcizenin gerekliliğini Allah’ın emretmesini, asla gerektirmez. Yalnız âyetin son bölümü, bazı Peygamberlerin sağlıklarında bu şekilde bir mûcize gösterdiklerine işaret olabilir. Aslında Yahûdîler, “bu kurban mûcizesi gösterilirse îman edeceğiz” sözlerinde samimi değildirler. Çünkü daha önce bu mûcizeyi gösteren Peygamberleri, (Hz. Zekeriyya ve Yahya’yı) hâlâ inkâr etmektedirler.
2 -Yahudilerin büyüklerinden, Kâ’b b. Eşref, Malik b. Sayf, Vehb b. Yehuza, Zeyd b. Manuh, Fenhas b. Azura ve Hüyey b. Ahtab Peygamberimize gelip: Ey Muhammed! Sen, Allah’ın seni bize bir Elçi olarak gönderdiğini ve sana bir kitap indirdiğini iddiâ ediyorsun, hâlbuki Allah bize Tevrât’ta, Allah tarafından gönderildiğini iddiâ eden bir Peygambere bize ateşin yiyeceği bir kurban mûcizesi getirmedikçe îman etmememizi emretmiştir. Eğer sen, bu mûcizeyi gösterirsen sana îman ederiz.” demişlerdi. (Vâhidî).
Muhammed Esed - Âl-i İmrân Suresi 183. Ayet Açıklaması
* Lafzen, “ateşin bitirdiği bir kurban” -başka bir deyişle, yanık kurbanları kutsal ayinlerin temel bir unsuru kılan Hz. Musa Şeriatı’na uymadıkça. Hz. Musa Şeriatı’nın bu yönü, Kudüs’deki İkinci Mâbed’in yıkılmasından beri uygulanamaz durumda olduğundan, Talmud sonrası Yahudileri, kendilerine vaad edilen Mesîh’in Musevî ayinlerini eski bütünlüğü içinde yeniden hayata geçireceğine kaniydiler; ve bu yüzden Tevrat’a dayalı Hukuk’a her açıdan uymayan birini peygamber olarak kabul etmeyi reddettiler.
*Hz. Yahya ve Zekeriya’nın şehid edildikleri dönemde ve Hz. İsa’nın “Kudüs, ey Kudüs, peygamberleri sen öldürdün” (Matta xxiii, 37) diye haykırdığı ve Tarsuslu Paul’ün Yahudileri “kendi peygamberlerini öldürenler” (I Selanikliler ii, 15) şeklinde andığı dönemde İkinci Mâbed hâlâ mevcuttu ve yanık kurbanlar gündelik uygulamalar arasında bulunmaktaydı: Dolayısıyla bahsi geçen, Yahudilerin peygamberleri öldürmek suretiyle reddetmeleri, bu peygamberlerin Hz. Musa Şeriatı ile uyum içinde olmamalarına izafe edilemez.
Onlara ne zaman (Kur’an’dan) bir ayet gelse, derler ki: “Allah’ın resullerine verilenin (vahiy ve mucize gibi) bir benzeri bize de verilmedikçe biz kesin olarak iman etmeyeceğiz.” Allah, elçiliğini kime vereceğini (onlardan) daha iyi bilir. Bu şekilde günah işleyenlere, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle Allah katından bir aşağılama ve çok şiddetli bir azap isabet edecektir. (Enam 6:124)