وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَدًا ثُمَّ اَنَابَ
Diyanet İşleri Meali Sâd Suresi 34. Ayet Açıklaması
Tefsir bilginlerine göre, âyette sözü edilen ceset, mecazî olarak; bir ara fizikî gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir.
Diyanet Vakfı Meali Sâd Suresi 34. Ayet Açıklaması
Süleyman (a.s.), şiddetli bir hastalığa yakalanmak suretiyle imtihan edilmiş, hastalığı sırasında, «cansız ceset» denecek kadar zayıflamış, sonra tekrar sağlığına kavuşmuştu.
Mustafa İslamoğlu Meali Sâd Suresi 34. Ayet Açıklaması
Hz. Süleyman’ın tahtının üzerine konulan cesedin nasıl yorumlanacağı tartışmalıdır. Bu konuda klasik tefsirlerde İsrâiliyyat kaynaklı oldukça hacimli bir menkıbe oluşturulmuştur. Bunlar bir mesnetten yoksundur. Bir otorite ilâhî kılavuzluk ve ahlâkî değerlerden yoksun kalırsa, ruhsuz bir cesede dönüşür. Hz. Süleyman’ın müteakip âyetteki “Bana, benden sonra hiç kimsenin üstlenmeye lâyık olmadığı bir iktidar ver” duası da gösteriyor ki, bu ceset onun tahtına vâris olan oğlu Rehoboam’dı. Duada da belirtildiği gibi, babasının tahtına lâyık olmayan bu oğul döneminde Hz. Süleyman’ın bıraktığı görkemli devlet parçalandı.
Süleyman Ateş Meali Sâd Suresi 34. Ayet Açıklaması
Bu imtihan hakkında tefsîrlerde birçok uydurma rivâyet vardır. Peygambere yakışmayan bu uydurma rivâyetler, Kitap ehlinden alınmış hurâfelerdendir. Bu konuda en akılcı açıklamayı Fahre'd-dîn Râzî yapmıştır: Hz. Süleyman, şiddetli bir hastalığa yakalanmak suretiyle sınandı. Öyle ki "cansız cesed" denecek kadar zayıfladı. Daha sonra yine sağlığına kavuştu. İşte âyetteki ثُمَّ اَنَابَ (sonra döndü) ifâdesi, sağlığına kavuştu anlamındadır.
Hz. Süleymanın tahtına ceset konması
3..Sabahleyin oğlumu emzirmek için kalktığımda, onu ölmüş buldum. Ama sabah aydınlığında dikkatle bakınca, onun benim doğurduğum çocuk olmadığını anladım."
Öbür kadın, "Hayır! Yaşayan çocuk benim, ölü olan senin!" diye çıkıştı.
Birinci kadın, "Hayır! Ölen çocuk senin, yaşayan çocuk benim!" diye diretti. Kralın önünde böyle tartışıp durdular. Kral, "Biri, 'Yaşayan çocuk benim, ölü olan senin' diyor, öbürü, 'Hayır! Ölen çocuk senin, yaşayan benim' diyor. O halde bana bir kılıç getirin!" dedi. Kılıç getirilince, kral, "Yaşayan çocuğu ikiye bölüp yarısını birine, yarısını öbürüne verin!" diye buyurdu. Yüreği oğlunun acısıyla sızlayan, çocuğun gerçek annesi krala: "Aman efendim, sakın çocuğu öldürmeyin! Ona verin!" dedi.
Öbür kadınsa, "Çocuk ne benim, ne de senin olsun, onu ikiye bölsünler!" dedi.
1. Krallar 3. Bab 16-26