Arapların Hambales dedikleri Myrtus-Mersin ağacı nedeniyle bölgeye Mersin adı verildiği rivayet olunur.
Mersin ilinin 2025 yılı itibarı ile nüfusu 1.976.000. İl yüzölçümünün % 87’si dağlık, % 54’ü ormanlık arazidir.
321 kilometreyi aşan sahil uzunluğuyla ünlü Mersin'de, tarihleri M.Ö. 7000 yılına kadar uzanan devasa kaleler ve antik kentler ilgi çekiyor.
Klasik devirde Klikya olarak adlandırılmış olan Mersin; sırası ile Hititler, Frigler, Asurlular, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslıların, XI. yüzyılda Selçukluların, XIV. yüzyılda Karamanoğulları ve Ramazanoğullarının XV. yüzyılda da Osmanlı İmparatorluğunun hâkimiyetine geçmiştir (Yıldırım Beyazıt dönemi).
Cennet Cehennem Mağaraları, hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar için kutsal kabul edilen Ashab-ı Kehf Mağarası (Yedi Uyurlar Mağarası), Hz.Miktad Camii, Ulu Camii, Danyal Peygamber Makamı, Bilal Habeşi Makamı, Hazreti Şit ve Lokman peygamberlerin makamları, Abbasi Halifesi Me'mun'un kabri ve Kız Kalesi gibi etkileyici tarihi ve dinî ziyaretgahlar vardır.
Mersin Hz.Miktad Camii (1986)
Mersin Muğdat Semti’nde olan cami diğer bir adıyla Muğdat Cami, Mersin'in en büyük camisidir. 6500 kişilik olup, Cuma namazlarında yan dış bölmelerle 10.000 kişi alabilmektedir. Cami adını sahabelerden Mikdâd bin Amr 'dan alır. Caminin taban alanı 3.000 m2 den fazla. Cemaat yeri, ana kubbe, son cemaat yeri ve mahfil katından ibaret ve klasik Osmanlı mimarisi tarzındaki yapı, toplam üçer şerefeli, 6 minaresi, konferans salonu, kütüphane, aşevi, sağlık ocağı ve diğer birimleriyle külliye özelliği taşır. İstanbul ve Adana'dan sonra Türkiye'nin üçüncü 6 minareli camisidir. Üçer şerefeli minarelerin yükseklikleri 81 metredir.
Bahçesinde İslamiyet’e ilk inanan sahabelerden Hz. Miktad'ın Türbesi bulunmaktadır.
1898 yılında Sultan II. Abdulhamit zamanında, Saydalı Abdulkadir Seydavi öncülüğünde halk tarafından yaptırılan eski Gümrük Meydanı'ndaki (Günümüzde Ulu Çarşı) Yeni Cami yıktırılmış, yerine büyük ve modern Ulu Cami inşa edilmiştir. Cami üç katlıdır. Zemin katta 2 bin kişilik ibadet mekanı ve son cemaat yeri bulunmaktadır. Ayrıca bodrum katında 400 kişilik konferans salonu olan caminin, iç yüzeyinde ilk defa bu camide uygulanan rumi ve hatai desenli Kütahya çinisi ile profilli ve oymalı ahşap malzeme kullanılmıştır.
İki şerefeli iki minaresi vardır.
Mersin Kızkalesi (1199)
Korykos adı ile de anılan Kızkalesi, Mersin’de yer alan en önemli turizm merkezlerinden biridir. Herodotos’a göre yerleşim yerinin Korykos adında Kıbrıslı bir prens tarafından kurulduğu dile getiriliyor. Tarihsel süreç içerisinde Selçuklular, Ermeniler, Fransızlar, Selevkoslar, Romanlar, Karamanlar ve Osmanlılar gibi birçok farklı egemenliğin hakimiyeti altına giren köy, M.Ö. 400 lere kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip. Kalenin yapımının iste 1199 yılında yaptırıldığı düşünülüyor. I. Leon tarafından yaptırıldığı düşünülen Kız Kalesi, Roma döneminde korsanların kullandığı bir barınak olma özelliğine de sahip. Kendine ait farklı mimarisi ile öne çıkmış.
Efsanelere konu olan Kız Kalesi’nin şöyle bir hikayesi vardır ; Bir gün kral çok sevdiği kızının geleceğini öğrenmek için bir falcıya gidiyor. Falcıda kızının yılan tarafından sokulacağını söylüyor. Bunun üzerine kral Kız kalesini yaptırıyor ve kızını buraya alıyor ve onun can güvenliğini koruduğunu zannediyor. Bir gün kral kızına bir sepet dolusu üzüm gönderiyor ama sepetin içine saklanan yılan kızını ısırıp öldürüyor.
Silifke İlçe Merkezinde 25 km mesafede Antik Narlıkuyu Limanının 2 km kuzeybatısında, Korykos'uın (Kızkalesi) 5 km batısında yer almaktadır. Yer altı sularının uzun yıllar boyunca kireç tabakasını eriterek içerisindeki suyun boşalması ile altı oyulan tavan yapısının çökmesiyle meydana gelmiş doğal (obruk) oluşumlardır.
CEHENNEM OBRUĞU
Cennet obruğunun 75 m kuzeyinde yer almaktadır. Ağız çapı 75x50 ölçülerindedir. Obruğun dış kenar kısımları iç bükey bir oluşuma sahip olduğundan söz konusu çöküğe inmek mümkün değildir. 128 metre derinliğe sahiptir. Yunan Mitolojisine göre Zeus alevler kusan yüz başlı ejderha Typhon’u buradaki bir kavgada yendikten sonra onu Etna Yanardağı’nın altına sonsuza dek kapatmadan önce bir süre Cehennem çukurunda hapseder.
CENNET OBRUĞU
Doğal yollarla oluşmuş iki doğa harikasından biri olan elips şeklindeki cennet obruğun ağız kısmının açıklığı 250 x 110 metredir. Derinliği 70 metre olan oluşumun taban kısmının güney tarafında 200 m uzunluğunda ve en derin noktası 135 m olan büyük bir ınağara girişi vardır. Mağaranın giriş kısmında dikdörtgen planlı, blok kesme taşlarla yapılmış küçük bir kilisebulunmaktadır. Kiliseye basamakla ulaşım sağlanmaktadır. Obruğun taban kısmına 450 basamakla ulaşılmaktadır.
Narlıkuyu Kasabası, Hasanaliler Mahallesi’nde bulunan bu mağara, Cennet-Cehennem Mağaraları’nın 600 metre kuzeybatısında yer alıyor. Bölgenin coğrafi koşullarını en iyi yansıtan yerlerden biri olmakla kalmıyor, bir tabiat harikası olarak da biliniyor.
Astım hastalarına iyi geldiğine inanılan ve efsanelere konu olan havası nedeniyle özellikle nefesini açmak isteyenler tarafından ziyaret ediliyor. İçine spiral şeklinde demir bir merdivenle iniliyor. Derinliği yaklaşık 15 metreyi bulan mağaranın oluşumu, üçüncü jeolojik döneme kadar uzanıyor.
Erdemli/ Mersin Adamkayalar
Mersin’in Erdemli ilçesinde Roma dönemine ait kaya kabartmalarının bulunduğu tarihi bir yerdir. Vadinin dik yamaçlarına oyulan insan figürleri, ölen kişilerin anısına yapılmıştır.
MERSİN’DE, BİNLERCE YIL ÖNCE ÖLEN İNSANLARIN HİKÂYELERİ DAĞIN YÜZÜNE OYULDU…
Burası Adamkayalar.
Mersin’in Erdemli ilçesinde, Şeytan Deresi Vadisi’nin sarp kayalıklarında bulunan bu kabartmalar sıradan mezar süslemeleri değil.
Çünkü burada yaklaşık 2.200 yıl önce yaşamış insanların dünyası doğrudan kayanın üzerine işlendi.
Adamkayalar’da bugün 11 ayrı kaya kabartması bulunuyor.
Araştırmalarda kabartmaların altındaki yazıtların incelenmesiyle bu eserler MÖ 2. yüzyıla tarihlendiriliyor. (Kültür Portalı)
Kayalara baktığınızda yalnızca insan figürleri görmüyorsunuz.
Ölü ziyafeti sahneleri…
Askerler…
Kadın ve erkek figürleri…
Birbirleriyle vedalaşan insanlar…
Ve dini törenleri hatırlatan kompozisyonlar karşınıza çıkıyor.
Bazı sahnelerde ölen kişinin eşi ve çocuklarıyla birlikte gösterildiği düşünülüyor.
Bir başka kabartmada ise ölmüş bir erkek, oturan karısıyla el sıkışırken tasvir edilmiş.
Başka bir sahnede bir adamın keçiyi boynuzlarından tuttuğu ve elinde üzüm salkımı taşıdığı görülüyor. (Kültür Portalı)
Bütün bunlar yaklaşık iki bin yıl önce buraya gelen bir insanın karşısında nasıl bir manzara olduğunu düşündürüyor.
Bugün aşınmış ve renklerini kaybetmiş olan kabartmalar…
Yapıldıkları dönemde çok daha belirgin, keskin ve etkileyici görünüyordu.
Bu kayalıklar yalnızca mezarların bulunduğu bir yer değildi.
Aynı zamanda insanların ölülerini nasıl hatırladıklarını…
Ailelerini nasıl tasvir ettiklerini…
Ve ölümden sonra bile onları nasıl yaşatmak istediklerini anlatıyordu.
Yüzyıllar geçti. Krallıklar değişti. Roma geldi. Bizans geldi. Vadide yaşayan insanlar kayboldu. Ama onların yüzleri kayanın üzerinde kaldı. Belki de Adamkayalar’ı bu kadar etkileyici yapan tam olarak bu. Yaklaşık 2.200 yıl önce kayaya işlenen insanlar…
Bugün hâlâ aynı vadiden bize bakıyor.
Kanlıdivane Antik Kenti — Erdemli, Mersin
İlk kez görenlerin dikkatini önce yapılar değil, yerleşimin tam ortasındaki devasa doğal çöküntü çekiyor.
Antik çağda insanlar bu sıra dışı coğrafyadan kaçmak yerine onun çevresine yapılar inşa etti. Yerleşimin geçmişi Helenistik döneme uzandı; Roma ve sonraki yüzyıllarda bölgedeki yaşam devam etti.
Bugün obruğun çevresinde antik yapıların, mezarların ve geçmişte burada yaşamış insanların bıraktığı izleri görmek mümkün.
Bir düşünün…Yüzyıllar önce aynı noktada duruyorsunuz.
Önünüzde dev bir uçurum. Çevrenizde taş yapılar ve yaşayan bir yerleşim. Aradan yüzyıllar geçti. İnsanlar gitti ama Anadolu’nun ortasında bıraktıkları izler hâlâ orada.
Kaynak: Yaşanır mıydı? sayfası